Zorunlu Bireysel Emeklik’ten çıkma dilekçisi ekte.

İstanbul Bölge Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi arkadaşımız Mustafa Alper KILIÇ 'ın annesi vefat etmiştir. Arkadaşımızın acısını paylaşıyor, Ailesi, sevenleri ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz. 

6.OLAĞAN GENEL KURUL İLANI

Genel Merkez 6. Olağan Genel Kurulunun 22-23 Nisan 2017 tarihlerinde Meşrutiyet Mah. Konur Sok. 43/8  Kızılay/ANKARA adresinde ekte sunulan gündemle yapılmasına, çoğunluk sağlanamadığı takdirde 2. toplantının 29-30 Nisan 2017 tarihlerinde Ankara Plaza Hotel Kavaklıdere Mah. Bestekar Sok. No:5 Çankaya/ANKARA adresinde aşağıdaki gündemle yapılmasına karar verilmiştir. 

GÜNDEM:      1-Yoklama ve Açılış

                    2-Saygı Duruşu

                    3-Divan oluşumu

                    4-Genel Başkan’ın konuşması

                    5-Konukların Konuşmaları

                    6-Önerge ve Karar Komisyonu oluşturulması

                    7-Çalışma, Mali, Denetleme ve Disiplin Raporlarının okunması

                    8-Raporlar üzerine görüşmelerin yapılması

                    9-Çalışma, Mali,Denetleme ve Disiplin Kurulu Raporlarının ayrı ayrı aklanması

                    10-Tahmini Bütçe okunması ve Aklanması

                    11-Karar önergelerinin okunması ve oylanması

                    12-SEÇİM: a) Genel Merkez Yönetim, Disiplin, Denetleme kurullarının asil ve yedek üyelerinin, KESK üst kurul delegelerinin ve KESK Genel Meclisi Delegelerinin seçilmesi

                    13- Genel Başkan’ın teşekkür konuşması ve kapanış.

KÜLTÜR SANAT VE TURİZM EMEKÇİLERİ SENDİKASI

“İşimize, geleceğimize sahip çıkıyoruz” sloganıyla “OHAL-KHK Rejimi ve İhraç Kurultayı”mız Ankara İnşaat Mühendisleri Odası’nda 01-02 Nisan tarihlerinde, uluslararası emek örgütleri temsilcileri ile Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi temsilcileri, büyükelçilik yetkilileri, siyasi parti milletvekilleri, emek ve meslek örgütleri temsilcileri, akademisyenler ve  kamu görevlerinden ihraç edilen üyelerimizin katılımıyla bir çok farklı konu başlıklı oturumlarla gerçekleşti.

Kurultayda ihraçların hukuksal durumundan psikolojik, ekonomik ve sosyal durumuna birçok konuda tartışmalar yürütüldü. İhraç edilenlerin aile ve sosyal çevre ilişkileriyle çocukların da olumsuz etkilendiği ihraç süreçlerinin toplamsal intihar eğilimini ortaya çıkardığı ayrıca kayıt dışı ve güvencesiz işlerde kendilerine yer bulabildiği ifade edildi.

Saygı duruşu ile başlayan Kurultay’ın açılış konuşmasını Eş Genel Başkanımız Lami Özgen gerçekleştirdi. Özgen, AKP eliyle faşizmin kurumsallaştırılmaya çalışıldığına dikkat çekerek, toplumsal ilişkilerin bu temelde yeniden dizayn edilmeye, gerici, mezhepçi, tekçi, otoriter ve totaliter bir anlayışın hâkim kılınmaya çalışıldığını ifade etti.

Konfederasyonumuzun bir üyesine yapılan haksızlığı tüm üyelerimize yapılmış bir haksızlık olarak gördüğümüze dikkat çeken Eş Genel Başkanımız, “İhraç edilen, açığa alınan arkadaşlarımız, iş güvencesine sahip çıktıkları, sendikal haklarını kullandıkları, örgütlenme özgürlüklerini hayata geçirmek istedikleri, Kürt sorununun demokratik barışçıl yollardan çözümünü savundukları için hedef haline getirildiler. Bilinmelidir ki, ihraç edilen arkadaşlarımız tekrar görevlerine dönünceye, OHAL kaldırılıncaya kadar, KHK’ler ve iş güvencesini ortadan kaldırmayı hedefleyen düzenlemeler geri çekilinceye kadar kesintisiz bir mücadele yürüteceğiz. Kurultayın Hayır’a güç katacağına olan inancımızı belirtmek istiyorum” dedi. Konuşmanın tam metni için tıklayınız

İlk oturum öncesi “OHAL ve Kanun Hükmünde Karnameler ve Hukuksal Durumu” Prof.Dr.Metin Günday değerlendirdi. Kurultayın, “İnsan Hakları Açısından İhraçlar” başlığıyla gerçekleştirilen ilk oturumunun moderatörlüğünü ise AİHM Eski Yargıcı Rıza Türmen yaptı. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi, Avrupa Sosyal İşler ve Sosyal Şart Komite Üyesi Andrej Hunko, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ve Avrupa Konseyi Venedik Komisyonu Üyesi Doç. Dr. Öykü Didem Aydın ile İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan da ilk oturumda konuşmacı oldular.

Avrupa Parlamenter Meclisi 30 Parlamenter İle Referandumu İzleyecek

Andrej Hunko, 15 Temmuz askeri darbe girişiminden sonra yaşanan OHAL sürecinin “İkinci bir darbe” olarak değerlendirmesine katıldığını ifade ederek, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komitesi’nin yaşananlar ile ilgili iyi bir rapor hazırladığını belirtti. İfade edilen raporda “OHAL durumun en kısa sürede kaldırılması ve bir kenara bırakılması gerekir” belirlemesinin olduğuna dikkat çeken Hunko, Parlamenterler Meclisi olarak Türkiye’deki referandumu izleme heyeti göndereceklerini, bunların farklı ülkelerden oluşan 30 parlamenterden oluşacağını söyledi. Hunko şunları belirtti, “Göndereceğimiz heyetin içerisindeki 30 parlamenter arasında, bu şartlarda referandumun olmaması gerektiğini düşünenler var fakat referandum önemli, buna rağmen biz bu heyeti göndereceğiz.”

Üzerimize Hukuk Kisvesi Adı Altında Bir Silah Doğrultumuş Durumda

Doç. Dr. Öykü Didem Aydın da, OHAL’in ilanından bu yana “Üzerimize hukuk kisvesi adı altında bir silah doğrultulmuş durumda” diyerek, temel hak ve özgürlükler için tüm farklılıkları bırakarak bir araya gelinmesi gerektiğini ifade etti.

‘Ohal İle Bir İhbar İklimi Yaratıldı’

Aydın, ülkeyi 15 yıldır birlikte yönetenlerden birinin yargıç koltuğuna oturmasının hukuk ve vicdani olarak kabul edilemeyeceğini ifade ederek şunları söyledi: “Anayasa yetkisinin KHK’lar ile kullanılmasını vicdan kabul etmez. OHAL’in 16 Nisan Referandumu için bir proje olarak kullanılması kabul edilemez. OHAL ile bir ihbar iklimi yaratıldı, öğrencisinden hocasına, kamu emekçisinden diğerine yapılan ihbarlar ile geniş bir ihbar iklimi yaratılmıştır.”

Aydın, ulusal ve uluslararası raporlarda OHAL sürecinden önce bir hukuksuzluk iklimi yaratıldığına dikkat çekerek, 90’ın üzerinde basın kuruluşunun kapatılması, milletvekillerinin tutuklanması ve birçok hak ihlalinin yaşandığı süreçte de bir demokratik seçim olamayacağının altını çizdi.

Devlet Kendine OHAL İlan Ediyor Diye Bir Şey Hukukta Yok

İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan da yaşanan sürecin 15 Temmuz sürecinden önce başladığına dikkat çekti. Yaşan ağır hak ihlalleri, Ankara Gar ve benzeri katliamlar ile Davutoğlu hükümetinin düşürülmesinin büyük fotoğrafın parçası olduğunu belirtti. “Devlet kendine OHAL ilan ediyor” sözünün hukukta bir karşılığının olmadığını ifade eden Türkdoğan, şunları söyledi: “OHAL için hiçbir hukuki gerekçe yoktur. Bir hukuki gerekçe bulamıyoruz. 15 Temmuz’daki askerler derdest edilmedi mi? Darbe bastırılmadı mı? Neden o zaman OHAL ilan ettiniz? Devlet zaten kendi kurumları ile soruşturmalarını yapar.”dedi.

OHAL İle En Temel Ayanasal Haklar İhlal Edildi

Bazı hakların savaş esnasında dahi rafa kaldırılamayacağını da ifade eden Türkdoğan, OHAL ile birlikte, Anayasanın 15’inci maddesinin 2’nci fıkrasında belirtilen “Kişinin yaşama hakkına, maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamaz, kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlayamaz, suç ve cezalar geçmişe yürütülemez ile suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılmaz” ilkelerinin OHAL sürecinde ihlal edildiğini dile getirdi.

Kurultayın “Çalışma Hakkı ve Sendikal Boyutuyla İhraçlar” adlı ikinci oturumunda ise Eş Genel Başkanımız Şaziye Köse, Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) Hukuk Sorumlusu Declon Owens ile Avrupa Sendikalar Konfederasyonu’ndan (ETUC) Patrick Itschart konuştu. 

Baskılar 7 Haziran Sonrası Arttı

Eş genel Başkanımız Şaziye Köse, kamu emekçilerinin kıskaç altına alınmasının 7 Haziran öncesi ve sonrasında farklı ivmelerle gerçekleştiğini ifade ederek, baskıların özellikle 7 Haziran akabinde tırmanışa geçtiğini söyledi.

 “Neden KESK hedef?” Siyasal iktidarın korporatist bir egemenlik kurmaya çalışmaya çalıştığına dikkat çeken Eş Genel Başkanımız Şaziye Köse, “KESK ve öncelleri, 60 yıllık toplumsal muhalefetin en önemli kurumlarıdır. Meydanlar bizimle özgürleşti, siyasal iktidar KESK’in bu tarihsel arka planını gören bir husumetle saldırıyor. KESK hala toplumsal muhalefetin en direngen örgütlülüğüdür. Siyasi iktidar bunu bir tehlike olarak görüyor ve bize bu yüzden saldırıyor, ancak yılmayacağız, diz çökmeyeceğiz, biat etmeyeceğiz, sendikal hak ve özgürlükler mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz.” dedi.

Bir Neden Oluşmadan İşten Atılmalar Hukuksuz

Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) Hukuk Sorumlusu Declon Owens ise KESK’e yönelik kapsamlı ihraçlardan dolayı Türkiye’den bilgi istediğini ifade ederek, ihraçlarla ilgili kaygılarının hala devam ettiğini belirtti. Owens, şunları kaydetti: “İnsanlar herhangi bir soruşturma olmadan işlerinden atılıyor, Türk hükümetinden istese de istemese de uluslararası kuralları uygulamasını istiyoruz. İntikam hırsı ile yapılan uygulamalar ile insanlar işten atılamaz. Çalışanların toplantılara katılmaları, sendikal faaliyetlere katılmaları ihraç sebebi olamaz.

Yaşananlar Ülkenin Askeri Darbe Tarihinin Bir Parçası

Avrupa Sendikalar Konfederasyonu’ndan (ETUC) Patrick Itschart da, Türkiye’de darbe girişiminden sonra yaratılan travmanın ülkenin aynı zamanda askeri darbe tarihinin bir parçası olduğuna dikkat çekerek, darbeden sonra kamu emekçilerine yönelik tasfiyenin hiç bir gerekçe ile açıklanamayacağı noktasında daha önce Türkiye’yi uyardıklarını ifade etti.

Yoldaşlar Sizler Yalnız Değilsiniz

Avrupa Konvansiyonel Sözleşmesinin birçok maddesinin Türkiye tarafından ihlal edildiğini vurgulayan Itschart, “Yoldaşlar sizler yalnız değilsiniz” diyerek Türk demokrasisinin büyük bir tehdit altında olmasını büyük bir endişe ile karşıladıklarını ifade etti.

SES, BES, Eğitim Sen ve Tüm Bel Sen sendikalarımızın sunumlarının ardından akademik tebliğlerle ihraçların sosyal, ekonomik, psikolojik ve toplumsal cinsiyet boyutları üzerindeki etkileri değerlendirildi.

Arkadaşım Bana Değil Televizyona İnanıyor

İhraçların sosyal sonuçlarını değerlendiren Ankara Üniversitesi Sosyoloji bölümünden ihraç edilen Doç. Dr. Mustafa Kemal Coşkun, Konfederasyonumuzun’un gerçekleştirmiş olduğu ihraç anket sonuçlarını paylaştı. Ankette katılımcıların yüzde 70’inin akrabalık, aile, komşuluk gibi ilişkilerinin bozulduğu cevabını verdiğini söyledi. Yaşananın işsizlikten öte bir şey olduğunu kaydeden Coşkun, “İnsanlar benimle ilişki kurmaya korkuyor. Telefonlarım açılmıyor. En yakın iş arkadaşlarım arayıp sormuyor. Yediğim içtiğim ayrı gitmeyen iş arkadaşım bana değil, televizyonda söylenenlere inanıyor” gibi cevaplar alındığını söyledi. Ankete katılan ihraç edilen kamu emekçilerinin yüzde 80’inin üniversite mezunu olduğunu belirten Coşkun, statü kaybı yaşandığına ve yurt içerisinde yaşanan zorunlu göçe dikkat çekti.

Güvencesizlik Yaygınlaşıyor

Ankara Üniversitesi’nden ihraç edilen Dr. Nail Dertli ise ihraçları ekonomik yönüyle değerlendirdi. İllerden gelen tebliğlerden de yararlandıklarını kaydeden Dertli, yerellerin ihraçları nasıl değerlendirdiğini de çalışmaya yansıttıklarını söyledi. İhraçların en temel birincil etkisinin gelir üzerine olduğunu belirten Dertli, ankete katılanların yüzde 63’ünün hanesinde başka gelir getirici bir bireyin bulunmadığını kaydetti. Ekonomik olarak bir başka etkinin borçlanmaya yönelik olduğunu belirten Dertli, ankete katılanların yüzde 31’inin uzun vadeli konut kredisi, yüzde 44’ünün tüketici kredisi olduğunu, sadece yüzde 15’inin hiçbir borcu bulunmadığını söyledi. Borçlarını ödeyemeyenlerin ellerinde bulunan varlıkları satmaya başladığını kaydeden Dertli, ihraç edilenlerin istihdama dahil olmalarının ise çok zor olduğunu söyledi. Dertli, ankete katılanların yüzde 84’ünün iş aradığını ve sadece yüzde 7’sinin iş bulabildiğini, onların da şoförlük, garsonluk, inşaat gibi kayıt dışı ve güvencesiz işler bulabildiğini söyledi. KESK dışında hiçbir sendikada dayanışmanın örülmediğinin gözlemlendiğini belirten Dertli, KESK’in hem hukuksal hem de maddi dayanışma içerisinde olduğunu söyledi.

İntihar Eğilimi Yüksek

İhraçların psikolojik sonuçları sunumunu gerçekleştiren AÜ’den ihraç edilen Araştırma Görevlisi Aysun Gezen ise ihraç edilenlerin büyük çoğunluğunun üzüntü, öfke, kaygı, anlamlandıramama gibi duygusal durumlar içerisinde olduğunu belirtti. İntihar düşüncesinin de ihraç edilenlerde gözlemlendiğini kaydeden Gezen, çocukların da bu süreçten olumsuz etkilendiğini söyledi. Gezen, ihraç edilenlerin çocuklarında içe kapanıklık, altını ıslatma gibi sorunların gözlemlendiğinin altını çizdi. Medya taraması da gerçekleştirdiklerini kaydeden Gezen, bu süreçte 27 intihar vakası yaşandığını, bunların büyük çoğunluğunun kolluk güçlerine mensup kişiler olduğunu ve özellikle KHK yayınlanma dönemlerinde intiharların arttığını söyledi.

Fırsata Çevirdiler

İhraçlar ve kamu emekçilerinin iş güvencesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yrd. Doç. Dr. Özgür Müftüoğlu ise 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun getirdiği iş güvencesinin baypas edilmesi için türlü yolların yıllardır denendiğini ve 15 Temmuz darbe girişiminin ise iş güvencesinin yok edilmesine yönelik fırsat olduğunu kaydetti. İhraçlarla KESK’in mücadele anlayışının sindirilmek istendiğini kaydeden Müftüoğlu, özellikle KESK’te yaşanan ihraçların ihraç edilenlerden daha çok toplumu etkilediğini söyledi. Uluslararası sendikalara da çağrı yapan Müftüoğlu, dayanışma ve raporlamalarının önemli olduğunu ancak yetmediği, uluslararası mücadeleyi birleştirecek bir mücadele anlayışına ihtiyaç olduğunu söyledi.

 2 Bin Engelli İhraç Edildi

İhraç edilen engellilerin durumunu değerlendiren Mithat Tokur ile Veli Saçılık da, 2 bin engellin kamu emekçisinin ihraç edildiğini söyledi. İhraç edilen engellilerin yüzde 82’si hakkında bugüne kadar herhangi bir soruşturma dahi açılmadığını belirtilirken, yüzde 84’ünün çocuklarına bakmakla, yüzde 18’inin ise kendileri dışında engelli ya da kronik hasta bakımından sorumlu olduğunu ifade edildi.

İkinci gün birleştirilmiş il tebliğlerinin sunumu, önergeler üzerine tartışma ile devam eden kurultayımız geçmişten günümüze kamu emekçilerinin iş güvencesi, tüm boyutlarıyla dayanışmanın geliştirilmesi-örgütlenmesi ve mücadele hattımız ile ilgili konuşmaların ardından sona erdi.

Türk Sinema ve Tiyatrosunun unutulmaz emektar oyuncularından, usta sanatçı Halit AKÇATEPE hayatını kaybetmiştir. Başta ailesi olmak üzere, sevenleri ve tüm sanat camiasına başsağlığı dileriz. 

Konfederasyonumuz tüm sendikaları ve bir bütün olarak üyeleriyle birlikte 15 Temmuz darbe girişimi karşısında daha ilk gün net bir tutum almış, bedeli ne olursa olsun her tür darbeye karşı olduğumuzu, karşı bir duruş sergileyeceğimizi, temel hak ve özgürlükleri kim çiğnerse çiğnesin onlara karşı bir mücadele içerisinde olacağımızı belirtmiştir.

Ancak bugün gerek içeride ve gerekse de dışarıda çok geniş kesimlerin hemfikir olduğu üzere Cumhurbaşkanı ve AKP darbe girişimini 14 yıldır yapamadıklarını hayata geçirme konusunda “Allahın bir lütfü” olarak görüp büyük bir siyasi fırsata çevirdi. Devletin tüm olanakları, tüm baskı araçları kullanılarak darbe girişimi muhalif tüm kesimlerin topyekûn tasfiye edilmesi için kullandı, kullanıyor.

OHAL ilan edilirken “bir ay” gibi bir süre ifade eden siyasi iktidar, bırakalım birkaç ayı, bugün bile ne zaman kaldırılacağına dair bir zaman ifade etmemektedir. Nitekim referanduma sunulan anayasal değişikliği ile de OHAL rejimi süresiz ve sınırsız şekilde temel yönetim biçimi haline getirilmek istenmektedir.

AKP Hükümeti, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde OHAL kapsamında yayınladığı 672 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kendisine muhalif olarak gördüğü tüm kamu emekçilerine karşı adeta savaş başlattığını ilan etti. Ve o günden bu yana ihraç, açığa alma, adli ve idari soruşturmalar, gözaltı ve tutuklamalar, demokratik hakların kullanımı karşısında yasaklama ve fiili müdahaleler gibi her türlü zor ve baskı aracı artarak kullanılmaktadır.

Balans ayarı şeklinde olanı da dahil birçok darbe ve darbe girişimi yaşanan ülkemizde ilk kez 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında bu denli sayıda, on binlerce kamu emekçisi ihraç edilmiş ve açığa alınmıştır. Bir kamu emekçisinin hiçbir adil soruşturma geçirmeden, savunma hakkı verilmeden ve sadece OHAL süresince değil ömür boyu meslekten ihracı düzenlemesi nasıl bir zorbalık ile karşı karşıya olduğumuzun en somut ifadesidir.

AKP açıkça sendikal örgütlülüğü, temel hak ve özgürlükleri hedef almaktadır. Sendikal hak ve özgürlükler KHK’lar yoluyla ortadan kaldırılmıştır. Açık ki, Konfederasyonumuz, sendikalarımız ve üyeler bu yolla biat etmeye zorlanmakta, sendikal eylem ve etkinliklerimizden dolayı pişman ettirilmeye çalışılmaktadır. Üyelerinin hak ve çıkarlarını korumakla, geliştirmekle görevli her sendikanın, her konfederasyonun yapması gereken sendikal faaliyetlerimiz darbe girişimi fırsatçıları tarafından açığa almaların, ihraçların, gözaltı ve tutuklamaların gerekçesi haline getirilmektedir.

Gerek ihraçlarda ve gerekse de açığa almalarda herhangi bir hukuksal süreç işletilmemekte, siyasi iktidar keyfiyete dayalı ve kendi siyasal ajandası doğrultusunda çıkardığı KHK’larla aileleri ile birlikte milyonlarca insanımızın hayatını karartmak istemektedir.

İhraçların bir amacı da demokratik, bilimsel, özerk, laik ve anadilinde eğitimi savunan akademisyenlerin uzaklaştırılarak barış ve bir arada yaşama talebinin bastırılması, gerici eğitimin önünün sonuna kadar açılmasıdır. On binlerce eğitim emekçisinin ve akademisyenin ihraç edilmesi eğitim hakkının da ihlal edilmesidir.

Dikkat edileceği üzere AKP bir yandan da kamu emekçilerinin iş güvencesinin ortadan kaldırılması ve performans sistemiyle kamuyu tümüyle özel şirketlere dönüştürmeyi hedefleyen “Kamu Personel Reformu” düzenlemelerine hız kazandırmıştır. Nitekim 16 Nisan’dan sonra yapacakları ilk işin kamu emekçilerinin iş güvencesinin ve kıdem tazminatının fona dönüştürülerek ortadan kaldırılması olduğunu bizzat Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı “diplomatik” bir dille ilan etmiştir. Dolaysıyla ihraçlar bu çalışmalardan da bağımsız değildir.

Devlet Personel Başkanlığına yazdığımız yazılara verilen cevaplardan ihraç sayılarına ilişkin net sayılar verilmese de en az 103 bin kamu emekçisi ihraç edilmiştir. Bunlardan 3131’i konfederasyonumuza bağlı sendikaların üyesi olup 698 arkadaşımız ise açığa alınmış durumdadır.

Bir üyesine yapılmış haksızlığı tüm üyelerine yönelik olarak kabul eden bir gelenekten gelen KESK ve bağlı sendikalarımız tüm darbelere karşı sergilediği fiili, meşru ve demokratik direnişini, dayanışma ilişkilerini ve hukuki mücadelesini tüm zorluklara rağmen AKP darbesi karşısında da sergilemiştir, sergilemektedir.

Bunun yanı sıra eşine ender rastlanan ve kıyıma dönüşen ihraçların sadece nedenini değil sonuçlarını da ortaya çıkaracak çalışmalara ihtiyaç olduğu açıktır.

Bu nedenle Konfederasyonumuz bir kurultay çalışması gerçekleştirecektir. Bir süredir tüm illerde gerçekleştirilen çalıştaylarla kurultayın ön hazırlıkları başlatılmıştır. “OHAL/KHK REJİMİ VE KAMU EMEKÇİLERİ İHRAÇ KURULTAYI” adıyla gerçekleştireceğimiz ve uluslararası katılımcıların da olacağı kurultayımız 1-2 Nisan tarihinde Ankara’da, İnşaat Mühendisleri Odası Konferans salonunda gerçekleştirilecektir.

Bu başlıkta, içerikte ve nitelikte bir kurultay ülkemizde ilk kez gerçekleştirilecektir.

Kurultayda ihraçlar her boyutuyla değerlendirilecek, tartışılacak ve hazırlanan bilimsel tebliğlerle tarihe not düşülecektir. Elbette amacımız sadece tarihe not düşmek değil, geleceğe yönelik dayanışma ve mücadelenin daha da yükseltilmesinin, yaygınlaştırılmasının yol ve yöntemlerinin tartışılarak zenginleştirilmesidir.

Kurultayın ilk gününde hukuki durum, çalışma ve sendikal haklar boyutu, uluslararası sözleşmeler ve insan hakları boyutu, sosyal, ekonomik, psikolojik boyutları, iş güvencesi ve toplumsal cinsiyet açısından alanında yetkin, deneyimli çok değerli akademisyenler ile aralarında ILO, ITUC ve ETUC temsilcileri, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Avrupa sosyal İşler ve Sosyal Şart Komitesi ile Venedik Komisyonu üyelerinin de olduğu uluslararası katılımcılar sunum yapacaklardır.

Bu sunumların AKP ve yandaş medyanın özellikle kamuoyunun gündeminden uzak tutmak istediği, yaşanan mağduriyetlerin ve insani trajedilerin de açığa çıkarılmasına büyük katkı sunacağına inanıyoruz.

Kurultayımızın ikinci gününde birleştirilmiş il tebliğlerinin sunumları, önergeler ve önergeler üzerine yapılacak tartışmalar, önergelerin delegelerin oylamasına sunulması şeklinde geçecektir.

Kurultayımızın ilk günü olanaklar ölçüsünde yapacağımız canlı yayınlarla emekçilere ve kamuoyunun bilgisine sunulacaktır.

Değerli Basın Emekçileri;

Kurultayımız aynı zamanda AKP faşizmine karşı yılmadığımızı, yılmayacağımızı ve mücadelenin her boyutuyla yükselteceğinin de ifadesidir.

İhraç edilen arkadaşlarımız tekrar görevlerine dönünceye, OHAL kaldırılıncaya, KHK’lar ve iş güvencesini ortadan kaldırmayı hedefleyen düzenlemeler geri çekilinceye kadar kesintisiz bir mücadele yürüteceğimizde kuşku duyulmamalıdır.

MUTLAKA GERİ DÖNECEĞİZ! BİZ KAZANACAĞIZ!