İller Bankası binasının yıkımına tepki

GÜNCEL    22 Haziran 2017 

Ankara’daki meslek odaları ve sivil toplum örgütleri İller Bankası binasının yıkımına tepkili. 

Mimarlar Odası Ankara Şubesi geçtiğimiz hafta cuma gecesi yıkımına başlanan İller Bankası’nın yıkımına ilişkin basın toplantısı düzenledi. Toplantıya birçok sivil toplum örgütü, dernek ve meslek örgütü de katıldı. 

Toplantıda konuşan Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan birinci derece tescilli kültür varlığı olan İller Bankası’nın uzun süredir korunmasına ilişkin görüşme içerisinde olduklarını belirtti. 16 Haziran gecesi yıkımın binanın arkasından başladığını belirten Candan, “Diğer binalarda da aynı şeyi gördük. Bürokrasinin işlemediği zamanlarda ya hafta sonu ya da bayram tatillerinde yıkım gerçekleştiriyorlar, hukuku işlemez hale getiriyorlar” dedi. 

ERDOĞAN’IN ÖZEL İSTEĞİ

İller Bankası binasının 1935 yılında düzenlenen yarışmayı kazanan Seyfi Arkan’ın eseri ve erken Cumhuriyet dönemi yapısı olduğunu vurgulayan Candan, yabancı mimarların şekillendirdiği Ankara’da yerli bir mimarın eseri olarak modern mimari yapıya örnek olan bir bina olduğunu söyledi. Hem Koruma Kurulu hem Bakanlık hem de Belediye yetkilileriyle birçok kez görüşmelerde bulunduklarını kaydeden Candan, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın özel bir isteği var, bayram namazını bu camide kılmak istediğini söylemiş. Bayrama yetişmesi için yıkım alanın tamamlanabilmesi amacıyla 2-3 gün içerisinde yıkım gerçekleşti” dedi. 

‘TAHRİP EDİLDİĞİNİ SÖYLÜYORUZ, MAHKEME DİKKATE ALMIYOR’

Benzeri yıkımların İstanbul’da AKM’de, Diyarbakır’da Sur’da ve birçok şehirde yaşandığını belirten Candan,  Anadolu’nun çeşitliliğinin yok edilmesine karşı mücadele yöntemleri geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Candan, İller Bankasının uzun süredir hem neoliberal politikaların hem de siyasal İslamın kıskacı altında olduğunu söyleyerek yaşananların Adalet Yürüyüşünün ne kadar önemli olduğunu gösterdiğini vurguladı. Candan, adalet talebinin tüm Türkiye’ye yayılması gerektiğini söyleyerek, “Mücadele ederken hep hukuk devleti üzerinden yürütüyoruz mücadelemizi. Ancak açtığımız davaların bile bir anlamı kalmadı hep red yiyoruz. Binanın tahrip edildiğini söylüyoruz, mahkeme dikkate bile almıyor. Hukuku yeniden nasıl inşa edeceğiz bunların yollarını yaratmalıyız. Asla geri adım atmak yok. Demokrasi, barış ve insan haklarını yeniden inşa edeceğiz” dedi.

‘OPERA BİNASI DA TEHLİKEDE’

Türk Serbest Mimarlar Derneği Başkanı Aytek İtez de binanın yıkılmasına tepki göstererek, geçmişte benzer yapıların yıkımına şahit olunduğunu ve yıkımın hiçbir hukuki gerekçesi olmadığını söyledi. Cumhuriyet’in hafızasının silinmeye çalışıldığını kaydeden İtez, “Bir daha olmaması için elimizden geleni yapmalıyız. Duyduğumuz üzüntünün tarifi yok” dedi. 

Devlet Tiyatroları, Opera ve Bale Çalışanları Vakfı (TOBAV) Yönetim Kurulu Üyesi Alhan Özdemir de benzer bir tehlikenin İller Bankası binası karşısında bulunan Opera binasını da beklediğine dikkat çekti. Üç ay önce Opera Genel Müdürülüğüne tahsis için gittiklerinde kendilerini tadilata girecekleri gerekçesiyle geri çevirdiklerini söyleyen Özdemir, okullara ve özel tiyatrolara artık tahsislerin yapılmadığını ve önümüzdeki sezonlar da opera binasının açılamayabileceğini söyledi. Başkentin kültürüyle, binasıyla yok edildiğini söyleyen Özdemir, bütün bu yıkıma karşı direnmek gerektiğini söyledi. 

‘DAHA CANLI VE ZOR BİR MÜCADELEYE HAZIRLANMALIYIZ’

Mimarlar Odası’nın eski başkanlarından Yavuz Önen de yıkımın Türkiye’de yıkılan demokrasinin mekana yansıması olduğunu söyleyerek, Türkiye’nin her yerine kural tanımadan hükmedilmeye çalışıldığını belirtti. Önen, eski mücadele yöntemlerinin artık etkili olmadığını kaydederek, “Genel olarak bazı noktalarda çok geç kalındı. Çok tarihi tavır almamız gereken noktalarda yol verildi. Kendimizi yeniden gözden geçirerek, daha diri, daha canlı, gerçekçi ama zor bir mücadeleye hazırlanmalıyız” dedi. (Ankara/EVRENSEL)

İktidarın iş güvencesini ortadan kaldırıp performansa dayalı güvencesiz çalıştırmayı hedefleyen politikalarının yansıması olarak sanat kurumlarımızda "Performans Değerlendirme Kriterleri" ardı ardına yürürlüğe girmektedir. Bu kapsamda mağduriyet yaşayan başta üyelerimiz olmak üzere tüm emekçilerin hukuki mücadeleyi sürdürmek üzere sendikamıza başvurmaları önemle duyurulur.Başvuru sürelerinin kaçırılmaması önemlidir. 

TÜSAK yok ama ‘performans’ var

Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü, TÜSAK yasa tasarısını anımsatan bir kararla koro ve orkestra sanatçılarına ‘performans kriteri’ getirdi...

SELDA GÜNEYSU

Yayınlanma tarihi: 28 Mayıs 2017 Pazar, 22:49

Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü, aralarında Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Müziği Korosu, Ankara Devlet Klasik Türk Müziği Korosu ile Ankara Devlet Çoksesli Müzik Korosu’nun da yer aldığı koro ve orkestra sanatçılarına “performans kriteri” getirdi. Söz konusu uygulama, bakanlığın geçen yıllarda hazırladığı ve sanatçılar ile sivil toplum kuruluşlarının tepkileri nedeniyle geri çekilen, bakanlığa bağlı sanat kurumlarını lağveden Türkiye Sanat Kurulu (TÜSAK) yasa tasarısını anımsatırken, uygulamanın ilerleyen zamanlarda Devlet Tiyatroları ile Devlet Opera ve Balesi sanatçıları için de geçerli olacağı belirtiliyor.

11 müdürlüğü kapsıyor

Tokaç, bakanlık makamına ve müdürlüklere yazdığı yazıda, “Maliye Bakanlığı’nın 23 Şubat 2017 tarih ve 1899 sayılı yazısı ile bakanlığa bağlı (orkestra, koro, topluluk) hizmet sözleşmesinin 2. maddesine eklenen hüküm gereğince teşvik kriterlerinde kullanılmak üzere ‘İcra Performans Değerlendirmesine İlişkin Usul ve Esaslar’ın hazırlandığını” belirtti. Bu kapsamda da bakanlığa bağlı orkestra, koro ve topluluklarda görev alan personelin bu yılın haziran ve aralık aylarında ödenecek teşvik ikramiyesi için “değerlendirmeye tabi tutulacaklarını” belirten Tokaç, bu değerlendirmenin de “Sanatsal Performans Değerlendirme Kriterleri” ve “Sanatsal Performansı Değerlendirme Cetveli”nde yer alan bilgilere göre yapılmasını istedi. Oysa sanatçılar, 7 Mayıs 1987 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konan “Devlet Sanatçıları ve Sanatçıların Sözleşmeli Olarak Çalıştırılmasına Dair Esaslar”ın 9. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bir yıl içinde 4 ay ikramiye, iki ay da teşvik ücreti alıyor. Tokaç’ın ilgili yazısı sonucu değerlendirmeye tabi tutulacak koro ve orkestra müdürlükleri ise şöyle: Ankara Devlet Klasik

Türk Müziği Korosu Müdürlüğü, Ankara Devlet Türk Halk Müziği Korosu Müdürlüğü, Ankara Devlet Çoksesli Müzik Korosu Müdürlüğü, Ankara Türk Dünyası Müzik Topluluğu Müdürlüğü, Bursa Devlet Klasik Türk Müziği Korosu Müdürlüğü, Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Müziği Korosu Müdürlüğü, Devlet Halk Dansları Topluluğu Müdürlüğü, Diyarbakır Devlet Klasik Türk Müziği Korosu Müdürlüğü, Edirne Devlet Türk Müziği Topluluğu Müdürlüğü, Elazığ Devlet Klasik Türk Müziği Korosu Müdürlüğü ve İstanbul Devlet Modern Folk.

‘15 Haziran'a kadar gönderin'

-Yazıda, “İcra Performansı Değerlendirmesi”nin de özetle şu esaslara göre yapılacağı belirtildi: n Değerlendirme, her bir koro topluluğunun idari müdürler dışındaki sanat kurulu üyeleri tarafından yapılacak.

-Sanat kurulu üyesi sanatçıların performans değerlendirmesi, değerlendirilecek üye dışındaki kurul üyeleri tarafından yapılacak.

-Ses sanatçıları, sanatçının kendi seçtiği bir eserin enstrüman eşliğinde icrasını yapacak. n Saz sanatçıları, sanatçının kendi seçtiği bir eserin (taksim, açış gibi) icrasını yapacak.

-Semazen, mehteran ve dansçılarda sanatçıların yıllık programda yer aldığı bir performansının veya solo ya da grup halindeki bir performans kaydıyla yapılacak.

-Kayıtları teslim etmeyen sanatçılara o teşvik dönemi için teşvik ikramiyesi ödenmeyecek.

-Tüm kayıt ve belgelerin birer örneği müdürlüklerce, ilk teşvik dönemi için 15 Haziran, ikinci teşvik dönemi içinse 15 Aralık’a kadar genel müdürlüğe gönderilecek.

Or-an Sevgi Yılı Halk Kütüphanesi'nde görevli üyemiz Serkan MENEMEN'in babası Hüseyin MENEMEN vefat etmiştir. Bugün öğle namazını müteakip Kırıkkale Derice ilçesinde defnedilecektir. Arkadaşımızın üzüntüsünü paylaşıyor; ailesi, yakınları ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz.

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, DİSK Genel Merkezi’nde gerçekleştirdikleri basın toplantısıyla 1 Mayıs gündemlerini ve programlarını açıkladılar.

Basın toplantısınaKESK Eş Genel Başkanı Lami Özgen, DİSK Genel Başkanı Kani Beko,  TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel, KESK Genel Sekreteri Hasan Toprak, DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu ile şube yönetici ve üyelerimiz katıldı.

DİSK Genel Başkanı Kani Beko’nun okuduğu ortak açıklama aşağıdadır.

 ‘HAYIR’INI AL DA GEL!

EMEK BARIŞ DEMOKRASİ İÇİN YAŞASIN 1 MAYIS!

Dünyanın dört bir yanındaki milyarlarca işçi için, emekçi için, tüm ezilenler ve yok sayılanlar için her 1 Mayıs, birliğin-mücadelenin ve dayanışmanın gücüyle umudun büyütüldüğü gündür.

Yok sayılan emeğin, dünyanın dört bir yanında görkemli bir biçimde varlığını gösterdiği gündür 1 Mayıs. Dünyanın her yerinde en merkezi ve en büyük meydanlar, emeğin bu görkemli buluşmasına tanıklık eder. İşçiler özlemlerini, umutlarını, taleplerini istedikleri meydanlarda özgürce ifade eder.

Türkiye’de ise maalesef 1 Mayıs’lar iktidarlar getirdiği yasaklar ve devlet şiddetinin gölgesi altında kutlanmaktadır. 365 gün bu ülkenin tüm değerlerini ve güzelliklerini üretenlere bir gün dahi saygı gösterilmemektedir. Siyasi iktidar bir gün için dahi işçilerin taleplerine kulak vermemekte, yıllardır 1 Mayıs mitinginin kendi istediği yerde yapılmasını dayatmaktadır. “Ayaklar baş olursa kıyamet kopar” diye açıklanan bu tutum, 2017 yılında da devam etmektedir.

1 Mayıs 1977’deki kontrgerilla katliamının 40’ıncı yılında da bu dayatmanın sürdürülmüş olması ölenlere ve işçi sınıfına saygısızlık olarak tarihe geçecektir. 15 Temmuz darbe girişimine karşı, bizler de dahil olmak üzere, yurttaşların buluştuğu Taksim alanı ne yazık ki yeniden yasaklı meydan haline getirilmiştir.

Bizler dört emek ve meslek örgütü olarak, ulusal ve uluslararası mahkemelerin verdiği yargı kararlarını tanımayarak hukuksuz bir yasakta ısrar edenlerin er ya da geç bu tutumlarının hesabını vereceklerinin altını bir kez daha çizmek istiyoruz.

Hukuku, demokrasiyi, evrensel temel hak ve özgürlükleri yok saymayı bir rejim biçimi olarak benimsemiş anlayışa karşı, bu yıl her zamankinden çok daha yaygın, kitlesel ve coşkulu bir biçimde buluşmayı görev biliyoruz.

Bilindiği gibi, emekçilerin haklarını geliştirmeyen, aksine zarar veren ve tek adam rejimini dayatan bir anayasa için referanduma gidildi. Devletin tüm olanaklarının kullanılmasına, tek sesli medyaya, hayır diyenlerin engellenmesine rağmen yurttaşların en az yarısı HAYIR dedi. Böyle bir anayasa değişikliği ile ülke huzur, barış ve istikrar bulamayacaktır. Türkiye’nin acil ve yaşamsal ihtiyacı eşitlikçi, özgürlükçü, laik ve sosyal bir Anayasadır.

Ancak ülkeyi yönetenler bu gerçeklere gözünü kapatmakta, Türkiye’ye tek adam rejimi dayatmaktadır. Halkın en az yarısının HAYIR dediği bir rejim değişikliğini, cebren ve hile ile meşrulaştırma girişimlerine karşı 2017 1 MAYIS’ı çok daha anlamlı ve önemli hale gelmiştir.

2017 1 Mayıs’ı, hile-hurda ile dayatılan tek adam rejimine karşı demokrasi için, giderek derinleştirilen ve bizi Ortadoğu’daki çatışmaların ateşine sürükleyen savaş politikalarına karşı barış için, giderek pervasızlaşan emek düşmanlığına karşı emeğin hakları için, MİLYONLARIN HAYIR’LI BULUŞMALARI olarak örgütlenecektir!

Bizler dört emek ve meslek örgütü başta olmak üzere, dost kurumlarla beraber, İstanbul’da Bakırköy Halk Pazarı başta olmak üzere, Türkiye’nin her yerinde olabildiğince yaygın, kitlesel, coşkulu ve HAYIR’LI 1 Mayıs buluşmalarını birlik içerisinde örgütleyeceğimizi ilan etmek istiyoruz.

Olağanüstü Hal’e, Kanun Hükmünde Kararnamelere ve tek adam rejimine HAYIR demek için 1 MAYIS ‘TA ALANLARA!

Darbe girişimine karşı ilan edildiği iddia edilen Olağanüstü Hal ile hukukun ayaklar altına alındığı, yurttaşların temel hak ve özgürlüklerinin keyfi biçimde gasp edildiği bir rejim kalıcı hale getirilmek istenmektedir. Yüz binin üzerinde kamu emekçisini ve işçiyi, haklarında hiçbir yargı kararı bulunmadan işinden eden Kanun Hükmünde Kararnamelere, OHAL fermanlarına HAYIR demek için 1 MAYIS’ta alanlarda olacağız. Sendikal örgütlenme hakkını KHK ile ortadan kaldıran, kamu emekçilerinin toplu iş sözleşmesi hakkını ve kazanımlarını yok sayan antidemokratik uygulamalara teslim olmayacağız. Halkın seçtiği vekillerinin yaptığı Seçim Yasası’nı yok saymayı marifet bilen YSK örneğinde olduğu gibi, adaletin çivisinin çıktığı, meclisin tamamen yok sayıldığı tek adam rejimine 1 MAYIS meydanlarında tüm gücümüzle HAYIR diyeceğiz!

Kıdem tazminatının gaspına HAYIR demek için 1 MAYIS’TA ALANLARA!

Referandum öncesinde defalarca dile getirdiğimiz gibi, 16 Nisan’ın ardından ilk işleri kıdem tazminatına göz dikmek oldu. Patronlar “yük” olarak görüyor diye işçi sınıfının ve bütün çalışanların 80 yıllık kazanımına göz dikenlere “HAYIR” demek için 1 MAYIS ALANLARINDA OLACAĞIZ. Emekçilerin iş güvencesi, işsiz kaldığında kara gün dostu olan kıdem tazminatından nemalanmak isteyenleri, İşsizlik Sigortası Fonu’nu yağmalamalarından tanıyoruz. Tüm emekçileri yağmaya ve talana HAYIR demeye, 1 MAYIS ALANLARINA çağırıyoruz.

Taşeron köleliğine ve kamu emekçilerinin iş güvencesinin kaldırılmasına HAYIR demek için 1 MAYIS’TA ALANLARA!  

Milyonlarca taşeron işçisinin umutlarını yıllardır aldatmacalarla sömürenlere, 1 Kasım 2015 seçimlerinden önce “taşerona kadro” vaat edip sözünde durmayanlara HAYIR demek için 1 MAYIS ALANLARINDA olacağız. Taşeron işçilerin mücadele ederek ve mahkemelerde kazandıkları kadro hakkını tanımadığı gibi taşeron düzenini bile aratacak “kiralık işçilik” uygulamasını, işçi simsarlığını yasal hale getirmek isteyenlere 1 MAYIS ALANLARINDAN HAYIR diyeceğiz! Taşeron işçilerine kadro vaadini tutmadığı gibi kamu emekçilerinin 657 sayılı yasadan kaynaklanan iş güvencelerini ortadan kaldıracaklarını açıklayanlara, milyonlarca kamu emekçisine güvencesiz çalışmayı dayatanlara omuz omuza HAYIR diyeceğiz!

‘HAYIR’INI AL DA GEL!

Bu topraklarda emeğiyle, onuruyla yaşayan hemen herkesin HAYIR dediği o kadar çok şey var ki! 1 MAYIS ALANLARI herkesin ‘HAYIR’INI alıp geldiği rengarenk ve apaydınlık meydanlar olacak. İşsizliğe HAYIR, kiralık işçiliğe HAYIR, iş cinayetlerine HAYIR, krize HAYIR, yoksulluğa HAYIR, zamlara HAYIR, içeride ve dışarıda savaşa HAYIR, kentlerin ve doğanın yağmasına HAYIR, kutuplaşmaya HAYIR, kadın cinayetlerine HAYIR, çocuk istismarına HAYIR, cinsiyetçiliğe HAYIR, kamu hizmetlerinin ticarileşmesine HAYIR, gazetecilerin, siyasetçilerin, gençlerin hapishanelere doldurulmasına HAYIR, akademinin ve bilimin bitirilmesine HAYIR, sömürüye HAYIR, diktaya HAYIR gibi milyonlarca HAYIR’lı çığlık 1 MAYIS ALANLARINDA buluşacak!

Haydi, hep beraber, birlik olarak, dayanışmamızı güçlendirerek, mücadelemizi büyütmek için 1 MAYIS ALANLARINA!

Yaşasın İşçilerin Birliği, Halkların Kardeşliği

Yaşasın İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik ve Dayanışması!

YAŞASIN 1 MAYIS!

Ankara Devlet Opera ve Balesi Orkestra Sanatçısı üyemiz Seda ÖLMEZTÜRK'ün annesi Gülcan ÖLMEZTÜRK vefat etmiştir. Ailesi , sevenleri ve yakınlarına başsağlığı dileriz. 

İzmir Devlet Tiyatrosu Müdürlüğü'nden üyemiz Abdullah Baki DEMİR'in babası vefat etmiştir. Ailesi, sevenleri ve yakınlarına başsağlığı dileriz. 

Hükümet bu yıl sonuna kadar milyonlarca çalışanı ilgilendiren kamu personel sisteminde köklü değişiklik yapmayı, 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nı değiştirmeyi hedeflerken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da, kamuda özel sektör modeli istedi. Erdoğan, kamuda müsteşar olabilmek için 12 yıl hizmet şartının yanlış olduğunu, değişmesi gerektiğini söyledi. Hükümet, referandumun ardından kamu personel sisteminde değişikliğe hız verecek. İktidar tarafından “kamu personel reformu” olarak nitelendirilen değişikliğin yıl sonuna kadar gerçekleştirilmesi hedefleniyor. Bu kapsamda kamudaki tüm istihdam biçimleri masaya yatırılacak. Sözleşmeli, geçici personelin durumu da bu değişiklikle ele alınacak. Yine kamudaki 750 bin taşeron işçinin durumu da bu değişiklikle netleşecek. Hükümet değişiklikle birlikte performans sistemini yaşama geçirecek. Ayrıca kamuda “ömür boyu” iş güvencesine son verilmesi hedefleniyor.

Babadan oğula geçsin

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da önceki akşam “gençlerle büyük buluşma” programında 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın değişmesi gerektiğini bir kez daha söyledi. Erdoğan, başkanlıktan sonra, başkanın dışarıdan rahatlıkla eleman alacağına işaret ederek, “Benim bir tezim var. 657 sayılı özellikle bu istihdam politikasının değişmesi lazım” dedi. Kamuda müsteşar olabilmek için 12 yıl hizmet şartını hatırlatan Erdoğan, şunları söyledi: “Mesela 12 yıl dolmadan birisi müsteşar olamaz. Bu yanlış bir şey, değişmesi lazım. Temenni ederim ki o dönemde parlamentoda bir uzlaşma sağlanır da bunlar da kalkar. Şimdi özel sektöre bakın. 25 yaşında bir gencin ama iyi yetişmiş bir gencin, bakıyorsunuz 5 milyar dolar, 10 milyar dolarlık bir şirketi babası ona veriyor, o yönetiyor. Bütün mesele nedir? O kabiliyetin olmasıdır.”

 ‘İş güvencemize sahip çıkacağız’

657 sayılı yasada değişiklik konusunda bazı memur konfederasyonlarının değerlendirmeleri de şöyle: KESK Eş Genel Başkanı Lami Özgen: AKP 2012 yılından bu yana kamu çalışanlarının iş güvencesini kısmi olarak koruyan 657 sayılı yasayı ortadan kaldırıp kamu alanında çalışma yaşamını esnek, kuralsız, güvencesiz hale getirmeye çalışıyor. Hükümete bağlı memur sistemi yaşama geçirilmek isteniyor. Burada sormak lazım kaç tane müsteşar var? Sonuçta hükümet müsteşarlara ilişkin istediği düzenlemeleri yapabilir. Ancak 3 milyon kamu çalışanı var. KHK’lerle yapılan ihraçların somut göstergesi budur. Hükümet, “istediğim insanla çalışırım, istediğimi kamu çalışanı yaparak, istemediğimi, beğenmediğimi, benden yana olmayan, benim gibi düşünmeyen yurttaşı kamu çalışanı yapmam” anlayışında. Referandum sonrasında bu programları öne çıkarırlarsa KESK olarak mücadeleye devam edeceğiz. İş güvencemize sahip çıkacağız.

‘Amaç başka...’

Birleşik Kamu-İş Genel Başkanı Hasan Kütük: Gerek Cumhurbaşkanı, gerek başbakan 657’deki iş güvencesinden rahatsız olduklarını açıklıyorlar. Buradaki amaç verimliliği, üretimi ya da hizmeti daha iyi sunma değil. Amaç iktidar kamusal yaşamı kendi siyasal tercihine göre dizayn etmek, şekillendirmek ve yönetmek istiyor. 657 sayılı yasa bize 1965’te verilmiştir. Amaç da şudur: İktidarlar değişebilir ama devlet adına topluma en iyi hizmeti sunma görevi devletin memurunundur. Memur da hizmeti en iyi şekilde yansıtabilmek için kendisini güvencede hissedecektir. İş güvencemizin alınmasının kaygısını taşıyoruz. 657 kırmızı çizgimizdir.

Genel Merkez 6. Olağan Genel Kurulunda, delege olarak katılacakları ve oy kullanacakları kapsayan delege listesi ile gündem Çankaya İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı'nın belirlemiş olduğu tarihler olan 15-16-17 Nisan 2017 Cumartesi, Pazar, Pazartesi günlerinde sendika binasında asılmak suretiyle, 3 gün ilan edilecektir. Listede ki düzeltmelerin, ilan süresi içerisinde, belgeleri ile birlikte, doğrudan Çankaya İlçe Seçim Kurulu Başkanlığına yapılması gerekmektedir.  

Sayfa 1 / 53