sultan

sultan

Kültür Sanat Sen tarafından yapılan "açlık-yoksulluk" araştırmasına göre, Türkiye’deki 4 kişilik bir  ailenin açlık sınırı 2 bin 16 TL, yoksulluk sınırı ise 5 bin 303 TL olarak belirlendi.

KÜLTÜR SANAT SEN tarafından yapılan açlık-yoksulluk araştırmasına göre Ekim ayında Türkiye’deki 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 2 bin 16,776 TL, yoksulluk sınırı ise 5 bin 303,713 TL olarak tespit edildi. Yapılan araştırmaya göre Ekim ayında Eylül ayına göre gıda fiyatlarında ortalama yüzde 1.61’lik bir artış yaşandı. 

Ekim 2016 itibarı ile ortalama 2.703,84 TL ücret alan bir memurun ailesinin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması, Maaşının %45,26’sını oluşturmuştur. 

Bir memur ailesi Türkiye İstatistik Kurumu verilerinde göre ortalama kira bedeli olarak Ekim 2016 maaşının %25,50’sini ayırmak zorunda kalmaktadır.

Bir memur ailesinin ulaşım, sağlık, eğitim, haberleşme, giyim gibi diğer zorunlu ihtiyaçlarını karşılaması için Ekim 2016 maaşından geriye yalnızca % 29,24 lük oranı kalmıştır.

 

- Toplu İş Sözleşmesinde verilen üç kuruşluk zam vergi dilimi nedeniyle hazineye geri aktarılıyor,

-Gıda, eğitim, sağlık, barınma, haberleşme gibi temel hizmetlerde ki zamlar nedeniyle Kamu Emekçileri ayrıca olumsuz etkilenmektedir.

-Temel yaşam harcamalarına yetişemezken kültür ve sanat’a hiç bütçe ayıramamaktadırlar,

-Kısacası yaşamı sadece hayatta kalma mücadelesine dönen kamu emekçilerinin insanca yaşaması hayal olmaktadır,

 

-Kamu Emekçilerine bu kaderi reva görenler utansın!

 

10 Ekim 2015 tarihinde KESK, DİSK, TMMOB ve TTB tarafından düzenlenen Emek Barış Demokrasi mitingine katılmak üzere Ankara Garı önünde toplananlara yönelik canlı bomba saldırısına ilişkin davanın ilk duruşması bugün görülüyor.

101 karanfilimizin yaşamını yitirdiği katliama ilişkin davanın ilk duruşmasının Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bir hafta boyunca görülmeye devam etmesi planlanıyor.

Aylar sonra yargılamasına başlanacak davada, 15’i tutuklu 36 sanık bulunuyor. Soruşturma sonucunda 18 zanlı hakkında takipsizlik kararı verildi. Takipsizlik verilen sanıklar arasında ölen 2 bombacı, kendini patlatarak öldüren Halil İbrahim Durgun ve Yunus Durmaz yer alıyor.

Bir hafta sürmesi beklenen davada, dosyaya bakan Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin salonunda yeterli yer olmadığı gerekçesiyle, 11- 12 Ağır Ceza Mahkemeleri salonları kullanılıyor. Davanın ilk duruşması saat 10.00’da başladı.

Coşkun; “Gelmeyen adaleti oldura oldura getirmek için buradayız”

Dava için Emek ve demokrasi güçleri Ankara Adliyesi C Kapısı’nda saat 08.30’dan itibaren toplanmaya başladı. Burada yapılan açılamada katliamda yaşamını yitirenlerin yakınları ve yaralıların kurduğu 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği (10 EKİM-DER)  Başkanı Mehtap Sakine Coşkun ve konfederasyonumuz Eş Genel Başkanı Lami Özgen konuştu.

10 EKİM-DER Başkanı Mehtap Sakine Coşkun Adliye önünde yaptığı konuşmada.”Bugün, yaklaşık 1 yıldır verdiğimiz adalet mücadelesi ve dayanışma sonucu olarak buradayız. Adalet istiyoruz. Haksızlıklara karşı durmak için buradayız. Cumhuriyet tarihinin en büyük yargılanmasında maalesef mağdurlar, tanıklar olarak buradayız” dedi.

Coşkun, “Biz bu işin peşini bırakmıyoruz dediğimiz zaman bir şeylerin seyri değişecek. Bir gündemi 2 gün konuşamıyoruz bu ülkede. Biz emek, demokrasi, barış diye haykırırken en çok bu noktadan mağduriyete uğruyoruz. İsterse 10 yıl sürsün. Ölen 101 cana bir sözümüz var. Çekilen acılar boşa olmasın diye. Gelmeyen adaleti oldura oldura getirmek için buradayız. Barışı da, adaleti de olduracağız” diye konuştu.

Coşkun sözlerine şöyle devam etti: “Örgütlülüğümüz dayanışmamızla bir ilki başarıyoruz. Türkiye’ye sesleniyoruz: Adalet mücadelemize destek ol vicdanın için. Psikolojik bir savaş bekliyor bizi. Herkesin buna dikkat etmesini istiyoruz. Bugün var gücümüzle bütün öfkemizi içimize gömerek mahkeme heyetinin gözünün içine bakacağız ve bunun hesabını verin diyeceğiz. Var gücümüz ve enerjimizle duruşmaya odaklanalım.”

KESK Eş Genel Başkanı Özgen: “Yüzleşme sürecimizi mutlaka kazanacağız”

Daha sonra konuşan konfederasyonumuz Eş Genel Başkanı Lami Özgen ise  “Bu katliam hepimize yönelik yapıldı. 100 yılın tarihsel sorumluluğu olarak sahip çıkmak gerekiyor. Diktatörlüğe, savaşa karşı özgürlüğü, barışı savunan insanlara yapıldı bu katliam” diye konuştu.

10 Ekim Ankara katliamı davasının adaletle yüzleşme davası olduğunu vurgulayan Eş Genel Başkanımız “Bu yüzleşme dünden bugüne işlenmiş katliamların da ölçüsü olacaktır” dedi.

Konuşmasında dava açılması sürecinde yaşanan zorluklara da dikkat çeken Eş Genel Başkanımız Özgen “Bizi korkutarak sindirmeye çalıştılar. Biat ettirmeye çalıştılar. Korkmadık, biat da etmedik. Dün olduğu gibi bizi sindirmek isteyenler, gözdağı vermek isteyenler, katliam alanında gaz sıkanlar kameraların karşısında katliamı onaylayanlar, soruşturmaları kapatanlar bilsin ki adaletle yüzleşme hesabını harekete geçireceğiz. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın” dedi.

Üye sendikamız EĞİTİM SEN’in aldığı karar üzerine iş bırakma eylemine katılan öğretmenlere ceza verilmesi üzerine davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıyan EĞİTİM SEN İstanbul 7 No’lu Şubemiz, AİHM’de görülen davayı kazandı ve mahkeme devleti verilen disiplin cezaları nedeniyle tazminat ödemeye mahkûm etti.

2010 yılında bağlı sendikamız EĞİTİM SEN’in aldığı iş bırakma eylemine katılan öğretmenlere Avcılar Kaymakamlığı tarafından disiplin cezası verilmişti. Cezaya yaptığımız itirazlar sonuç vermeyince EĞİTİM SEN İstanbul 7 No’lu Şubemiz, süreci AİHM’ye taşıdı.

Davayı görüşen AİHM, sendikal eyleme verilen cezayla eğitim emekçilerinin sendikal örgütlenme haklarının ihlal edildiği ve bu ihlal karşısında etkili iç hukuk yolları bulunmadığı sonucuna vardı. Mahkeme, “Türkiye-Yıldırım ve Diğerleri” kararıyla devlet tarafından ceza verilen öğretmenlere toplam 153 bin TL tazminat ödenmesi gerektiğine karar verdi.

Eğitim Sen İstanbul 7 Nolu Şube Başkanı Mehmet Emin Kırşanlıoğlu, son aylarda haksız ve hukuksuz bir şekilde hem kamu emekçilerine hem de Eğitim Sen üyelerine yönelik baskıların olduğunu, birçok Eğitim Sen üyesinin sadece sendikal faaliyetleri nedeniyle cezalandırıldıklarını ve hatta bir kısmının meslekten ihraç edildiğini hatırlattı.

Kırşanlıoğlu, “Bu olay bir kez daha göstermiştir ki her türlü hukuksuz uygulamanın gelip dayandığı bir nokta var. Bu noktada hukuksuzluğa yol açanlar mutlaka bunun hesabını vermektedirler. Biz bu davada başından beri haklı olduğumuza inanıyorduk ve bu inancımız bugün olan bitenler karşısında da zerre kadar azalmamıştır. Sendikacılık suç değildir. Dün olduğu gibi bugün de haklıyız. Dünü kazandık, şimdi sıra bugünü ve yarını kazanmakta. Ne kadar üstümüze gelirlerse gelsinler, bilsinler ki boyun eğmeyiz ve mutlaka kazanacağız.” dedi.

Kararın kendilerine ulaştığını ve AİHM kararında belirlenmiş olan tazminat tutarının hesaba yatırıldığını ifade eden Kırşanlıoğlu, toplam 153 bin TL tazminat aldıklarını söyledi.

Bilindiği üzere 672, 675 sayılı KHK’lerle binlerce kamu emekçisi sorgusuz sualsiz bir şekilde görevinden ihraç edilmiş, aileleriyle birlikte yüz binlerce insan mağdur edilmiştir. Konfederasyonumuz KESK, KHK keyfiyetiyle işinden edilen kamu emekçilerinin hakları doğrultusunda çok yönlü olarak mücadeleyi sürdürmektedir. İhraç edilen üyelerimizin işe iadesi ve diğer hakları konularındaki hukuki süreç sendikalarımız tarafından yürütülmekle birlikte, konfederasyonumuz mağdur edilen tüm kamu emekçilerinin gerek hukuki süreçler, gerekse diğer hakları yönünden bilgilendirilmesini tüm kamu emekçilerinin sözcüsü ve mücadele örgütü olma bilinciyle sürdürmektedir.

Sürece dair pek çok sorunun yanı sıra KHK’lerle görevinden ihraç edilen kamu emekçilerinin, emeklilik ve genel sağlık sigortası haklarına ilişkin durumlarının nasıl işleyeceğine dair çokça soru gelmektedir. Bu konudaki kafa karışıklığını ortadan kaldırmak, üyelerimizin ve kamu emekçilerinin bu konulardaki hakları konusunda doğru bilgilendirilmesi, her hangi bir hak kaybının oluşmaması açısından önemlidir.

KHK’lerle İhraçta, Emeklilik Hakkı;

 KHK’lerla ihraç edilen kamu emekçilerinin emeklilik hakkı ile ilgili ikili bir durum söz konusudur.

Sosyal Güvenlik primlerinin tamamı Emekli Sandığına yatan, çalışma sürelerinin tamamı sadece memuriyette geçenler için, emekli maaşı ve emekli ikramiyesi ödemesinde sorun bulunmamaktadır.

Dolayısıyla ihraç edildiği tarihte, emekli sandığından emeklilik hakkını kazanmış kamu emekçilerinin ikramiyeleri de, emekli maaş ödemeleri de yapılacaktır.

Ancak hizmet süresi içinde SSK ve BAĞKUR primleri olan kamu emekçileri içinse 26.01.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6270 sayılı Kanun geçerlidir. Bu durumda olan kamu emekçileri de işçilerin kıdem tazminatı alma hakkı esaslarına endekslenmiştir ve hizmetinde 1 gün bile SSK ve BAĞKUR primi olanlara aylığı bağlanır, ancak ikramiyesi ödenmez şeklindedir.

Bundan kaynaklı ihraç edilen kamu emekçilerinden hizmet prim ödemelerinin içinde SSK ve BAĞKUR primi olanlara emekli maaşı bağlanacak, ancak emekli ikramiyesi ödenmeyecektir.

KHK’lerle İhraçta Genel Sağlık Sigortasından Faydalanma Hakkı

Kişi görevine son verildiği tarihten itibaren genel sağlık sigortasına 100 gün hak sahibidir,

100 günün sonunda eşi çalışıyorsa ondan yararlanmak için, ilgilinin ikamet ettiği ilçedeki Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüğüne başvuru yapacaktır,

Eşi çalışmıyorsa, 100 gün sonra bağlı bulunduğu kaymakamlığa gelir testi için, kendisi, eş ve varsa çocukları(okumuyorlarsa) ile ilgili başvuruları yapar. Kaymakamlığın belirlediği GSS ile ilgili çıkan rakamı ödeyerek GSS den faydalanır,

Çocuklar ise, lisede (20 yaşına kadar), üniversitede (25 yaşına kadar) devlet güvencesindedir. Okul durumu yok ise kaymakamlıklarda gelir testine girecek, orada belirlenen tutarı ödeyerek sağlık hizmeti alacaklardır.

AKP iktidarının “Darbe fırsatçılığıyla” toplumun bütün kesimlerine yönelik başlattığı saldırı dalgası Cumhuriyet Gazetesi’ne uzandı.

İmc TV, Hayat TV, Dicle Haber Ajansı, Özgür Gün Tv, Zarok Tv, Jin Haber Ajansı, Evrensel Kültür Dergisi ve daha bir çok yayın kuruluşu arka arkaya kapatıldı. Bugün ise sıra Cumhuriyet gazetesine geldi.

Bu sabah Cumhuriyet Gazetesi sahibi olan vakfın yönetim kurulundaki 15 isim hakkında gözaltı kararı çıkarıldı. Karar sonrasında vakıf yönetim kurulu üyelerinin ve yazarlarının birer birer evleri basılmaya başlandı.

Darbe girişimi bahanesiyle ilan edilen OHAL, AKP’nin tüm muhalefeti baskı altına alması için bir araç olarak kullanılmakta, hukuk, Anayasa ve Uluslararası sözleşmeler ayaklar altına alınmakta, düşünce ve ifade özgürlüğü engellenmeye çalışılmaktadır.

İktidarın baskı, linç, karalama politikalarına ve faşizan uygulamalarına inat, emekten yana, halkın haber alma hakkı için mücadele veren, gerçekleri korkusuzca sayfalarına taşıyan Cumhuriyet Gazetesi’ne Yürütme Kurulu üyelerimizin bugün gerçekleştirdiği ziyaretle dayanışma duygularımızı iletiyor, asla yalnız değilsiniz diyoruz!

Sustukça Kapınız Birer Birer Çalınacak!

4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu ve sendikamız tüzüğü gereği Şube Genel Kurullarımıza ilişkin Delege seçim sürecinin başlatılması gerekmektedir.

  Bu nedenle;

a) Merkez Yönetim Kurulumuzun 14.10.2016 tarih ve 95 sayılı kararı ile; 31 Ekim 2016 – 02 Aralık 2016 tarihleri arasında Bölge Şube Başkanlıklarımızda delege seçimlerinin yapılmasına,

             b)    Bölge Şube Olağan Genel Kurullarının 05 Aralık 2016 - 05 Şubat 2017 tarihleri arasında yapılmasına karar verilmiştir. 

 

Sendikamızın demokratik işleyişini güçlendirmek ve daha güçlü sendika kurullarının oluşabilmesi için tüm üyelerimizin seçim süreçlerinde katılım sağlanması önem arz etmektedir.