Kültür Sanat Sen

Kültür Sanat Sen

Kültür ve Turizm Bakanlığında kadın çalışanların daha çok ayrımcılığa maruz kalıyor

11 Nisan 2019 10:00

Derya KAYA // Ankara

Kültür ve Turizm Bakanlığında örgütlü olan Kültür Sanat-Sen, kadın emekçilerle anket çalışması gerçekleştirdi. İş yerinde ayrımcılık ve mobbing kadınlar en çok dile getirdiği sorunlar oldu.

Kültür Sanat-Sen’in, örgütlü olduğu Kültür ve Turizm Bakanlığında yaptığı araştırmada, iş yerlerinde “ayrımcılık” gibi sorunlar kadınlar tarafından daha fazla dile getirildi. Araştırmada mobbing sorunu yaşadığını düşünenlerin yüzde 80’nin kadın olması, Bakanlıkta erkeklere oranla daha az kadının istihdam edilmesi önemli sorunlar olarak ortaya çıktı.

KESK’e bağlı Kültür Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası (Kültür Sanat-Sen) kadın çalışanların çalışma yaşamındaki sıkıntılarını tespit etmek ve kadın istihdamını araştırmak amacıyla anket ve araştırma çalışması gerçekleştirdi. Kültür Sanat-Sen Genel Kadın Sekreteri Özlem Toprak Cihan tarafından raporlaştırılan araştırma, yüzde 35’i kadın olan Kültür ve Turzim Bakanlığında 37 farklı ilden 162 erkek ve 260 kadın toplam 422 kamu emekçisi ile gerçekleştirildi.

‘SENDİKALAR İLGİSİZ, HAKLARIMIZI YETERİNCE SAVUNMUYOR’

Ankete katılım sağlayan 82 kişinin sendikal üyeliklerinin bulunmadığı araştırmada, üye olmayan katılımcıların üye olmama gerekçelerini şu şekilde ortaya çıktı: “Sendikaların tarafsız olmadığı düşüncesi, duyarsız ve ilgisiz olunduğu, bilgilendirilme eksikliği, üye olduğu sendikadan kaynaklı tayin aşamasında problem çıkması, sendikaların samimi bulunmaması, iş ile siyasetin birbirine karıştırılması, özlük haklarının yeterince savunulmadığı düşüncesi, kişileri sendikaların iyi temsil etmediği düşüncesi, işveren esaslı çalışılmaların yapıldığı ve haklarımızın korunmadığı düşüncesi, korku, aday memurluk ve sözleşmeli statüsünde sendikal hakkın olmaması”.

‘SENDİKALAR KADIN SORUNLARIYLA İLGİLENMİYOR, YETERLİ KADIN YÖNETİCİ YOK’

Sendika yöneticiliğinde kadınlara daha az imkan sağlandığı ya da kadınların daha az tercih etmiş olduğunun ortaya çıktığı araştırmada, sendikal faaliyetlere katılımda iş yükünün kadınlar üzerinde daha fazla olduğu görülmekte. Araştırmada, sendikal üyeliğin kariyer yükselmesinde engel teşkil ettiğini düşünenlerin çoğunluğunu ise yüzde 56 ile erkekler oluşturdu.

“Sendikanızın kadın sorunlarıyla ilgili yeterince çalışma yürüttüğünü düşünüyor musunuz?” sorusuna 260 kadın kamu emekçisinden sadece 51 kadın olumlu yanıt verirken, 127 kadın yeterince çalışma yürütmediğini, 22 kadın ise bu konuda fikrinin olmadığını belirtti. Ankete katılan kadınların yüzde 59’u sendikalarda kadın yönetici sayısının yeterli olmadığı görüşünü taşırken, ilgisizlikten şikayetçi olan ve yönetici sayısını düşük bulan kadınların yönetici olmak istemedikleri de ortaya çıktı. Ankete katılan 260 kadından 161’i yani yüzde 62’si sendika yöneticisi olmak istemezken, “Sendika yöneticisi olmak ister misiniz” sorusuna sadece 23 kadın yani yüzde 9’u “Evet” cevabını verdi.

‘İŞ YERLERİNDE DE YETERLİ KADIN YÖNETİCİ YOK’

Katılımcılara kendi kurumunda kadın yönetici sayısına ilişkin görüşleri sorulduğunda ise sendika üyesi olan erkeklerin yüzde 40’ı, kadınların ise yüzde 60’ı kadın yönetici sayısını yeterli bulmadığını belirtirken, bu oran herhangi bir sendikaya üye olmayan kadınlarda yüzde 81 olarak araştırma sonuçlarına yansıdı.

‘KADINLAR KAMUDA AYRIMCILIĞA MARUZ KALIYOR’

“Kamuda çalışan kadınlar ayrımcılığa maruz kalıyor mu?” sorusuna kadınların yüzde 63’ü, erkeklerin ise yüzde 53’ü “Evet” cevabını verdiği araştırmada, “Ayrımcılık var” diyenlerin yüzde 66’sını kadınlar oluşturdu. Kamu çalışanlarının en önemli sorunlarına ilişkin birden fazla cevabın işaretlenebildiği soruda katılımcıların yüzde 59’u (yüzde 55’i kadınlar) “Ücret yetersizliği”, yüzde 47’si (Yüzde 43’ü kadın) “Liyakatsiz yöneticilerle çalışma”, yüzde 47’si (yüzde 45’i kadın) “Kariyer ve Liyakatta Kayırmacılık”, yüzde 30’u (yüzde 68’i kadın) “Mobinge Maruz Kalma”, yüzde 24’ü (yüzde 75’i kadın) “Ebeveyn olma durumunda yakın ve güvenilir kreş” cevabını verdi.

‘KREŞ VE AYRIMCILIK’ SORUNLARINI KADINLAR DİLLENDİRİYOR

Katılımcılar işyerlerinde kendi yaşadıkları en önemli sorunları ise mobbing, haksız atama ve tayinler, ücret adaletsizliği ve amirlerle yaşanan sorunlar olarak belirtti. Kreş ve kadına yönelik ayrımcılık gibi sorunların sadece kadınlar tarafından dile getirildiği görülürken, mobbing sorunu yaşadığını düşünenlerin de yüzde 80’ini kadınlar oluşturdu.

‘DAHA FAZLA KADININ KATILIMI SAĞLANMALI’

Kültür Sanat-Sen açısından ise kadın-erkek üye (E yüzde 56, K yüzde 44) ve yönetici sayısı (E yüzde 60, K yüzde 40) yakın oranlarda olsa da araştırma sonuçlarında, sendikaların kadın sorunlarıyla yeterince ilgilenilmediğini düşünen kadın sayısı oranının da azımsanmayacak kadar fazla olduğu ve yönetici sayısının yeterli olmadığını düşünen kadın sayısının da göz ardı edilmemesi gerektiği belirtilerek bu alanda eksikliklerin giderilmesi, daha fazla kadının katılımını sağlamak için çalışmalar yapılması gerektiğine dikkat çekildi.

Salı, 26 Mart 2019 11:02

BİLGİ EDİNME TALEBİ...

Misafir sanatçı ve benzeri pozisyonlarda süreli sözleşmeli olarak çalıştıran personeller hakkında Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü'nden bilgi edinme talebimize gelen yanıt...

Pazartesi, 18 Mart 2019 12:09

BİLGİ EDİNME TALEBİ...

Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü ve Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü'nden;

Misafir Sanatçı ve benzeri pozisyonlarda süreli sözleşmeli olarak çalıştırılan personelin 375 Sayılı KHK’nın ek 26. Maddesi uyarınca istihdam edileceği ile ilgili mevzuat gereği;
1- Kurum bünyelerinde çalıştırılacak süreli sözleşmeli personelin; işe alınmaları, çalıştırılmaları, özlük ve mali haklarının düzenlemesini içeren yönetmelik çalışmasının ne aşamada olduğu, 
2- Bahsi geçen yönetmelikle ilgili yapılacak sözleşmelerin yürürlük tarihinin ne olacağı,
3- 375’e Ek 26. Madde uyarınca istihdam edilecek personellerden hangi pozisyonların tam zamanlı, kısmi zamanlı ve/veya proje ile sınırlı çalışacağı, hususlarında 4982 Sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çerçevesinde tarafımıza bildirilmesini talep ettik.

8 Mart Kadınların Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Gününden...

Eğitim Sen’in eğitim ve bilim emekçileriyle dayanışmak ve sendikal özgürlüklere sahip çıkmak amacıyla Ankara’da düzenlediği, “Uluslararası Sendikal Özgürlükler Sempozyumu”nun ana gündemini eğitim emekçilerine yönelik baskılar ve 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yaşanan ihraçlar oluşturdu

Sempozyuma birçok ülkeden eğitim sendikaları temsilcilerinin yanı sıra Eğitim Enternasyonali Genel Sekreteri David Edwards ve Avrupa Eğitim Sendikaları Eğitim Komitesi (ETUCE) Direktörü Susan Flocken de katıldı.

Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan, konuşmasında Türkiye’de hemen her alanda hissedilen baskıya karşı uluslararası dayanışmanın önemine dikkati çekti. İktidarın 2002 yılından bugüne izlediği politikaların büyük hukuksuzluklara yol açtığını, bu politikalara muhalefet edenlere yönelik baskının giderek arttığını anlatan Aydoğan, “Öğrencilerimizin eğitim hakkına ve geleceğimize sahip çıkabilmek için tüm mücadeleye devam ediyoruz” dedi.

BASKI GİDEREK ARTIYOR

Aydoğan, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından baskının çok daha arttığına vurgu yaparak şunları söyledi:

“AKP’nin, ‘Dikensiz gül bahçesi yaratma” arzusunun önündeki engeller, OHAL ile ortadan kaldırıldı. Öğrencisinin eğitim hakkını savunan, barış talep eden öğretmenler, özgür üniversite mücadelesi yürüten akademisyenler ihraç edildi. Barış talep eden akademisyenlere, ‘Kanlarınızda duş alacağız’ diyen bir mafya lideri, ifade özgürlüğü hakkını kullandığı gerekçesiyle suçsuz bulundu.”

TÜRKİYE’DE HAKLAR HİÇE SAYILIYOR

ETUCE Avrupa Direktörü Susan Flocken de Türkiye’de sendikal hakların hiçe sayıldığını belirterek “Burada olağanüstü baskılara maruz kalıyorsunuz” diye konuştu. Flocken, Türkiye’deki öğretmenlerin mesleki özerkliğe ve akademik özgürlüğe sahip olmamalarının, gençlerin eleştirel düşünceye sahip yurttaşlar olarak yetişmesi önünde engel olduğunu ifade etti.

Türkiye’deki eğitim emekçileriyle aynı değerleri savunduklarını sözlerine ekleyen ETUCE Avrupa Direktörü, “Bu sempozyumdan da anlaşılacağı gibi kaliteli eğitime bağlılığınız devam ediyor. Herkes için kaliteli eğitim verilmesi, kamu yatırımlarının artırılması için mücadele ediyoruz. Demokratik yurttaşlık eğitiminin ve evrensel temel değerlerin geliştirilmesini arzu ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Flocken’in ardından söz alan Eğitim Enternasyonali Genel Sekreteri David Edwards da güçlü ve bağımsız sendikaların eğitimin şekillenmesinde söz sahibi nesillerin yetişmesi açısından önemli olduğunu söyleyerek “Öğretmenlerin eğitim iklimini değiştirmeye zorlamak öğrencilerin eğitim haklarını elinden almak anlamına gelir” diye konuştu. Birçok ülkede korku ikliminin yaygınlaştırıldığını ifade eden Edwards, özellikle öğretmen sendikalarının hedef alındığının altını çizdi. Edwards, demokrasinin önemini vurguladığı konuşmasında özetle şunları söyledi:

“Tüm dünyada demokratik haklar ve kurumlar aşındırılıyor, azınlıklara yönelik saldırılar oluyor. Eğer biz küresel sendika hareketiysek aynı değerleri paylaşıyoruz ve aynı otoriterliğe karşı duruyoruz. Sendikalar sadece özgürlük ortamında gelişir. Ancak otokratlar sadece kontrol edemedikleri sendikalardan korkmakla kalmaz, öğretmenlik mesleğinin kendisinde de korkarlar.”

BOZDOĞAN VE GEZEN DE SÖZ ALDI

Sempozyuma katılan Eğitim Sen Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Özgür Bozdoğan, Öğretmenlik Meslek Kanunu hakkında yaptığı sunumla katılımcılara bilgi verirken KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, OHAL sürecinde yaşanan antidemokratik uygulamaları anlattı.

Sayfa 1 / 76