HABERLER

HABERLER (402)

Lellentesque elit justo, dictum at facilisis nec, aliquam dignissim lectus. Donec gravida dolor in tortor convallis mollis. Donec vel risus ut turpis viverra faucibus. Aenean viverra quam sed nunc consequat vitae aliquam nisl eleifend. Praesent eros nisi, fringilla sed hendrerit nec.

Alt Kategoriler

KESK

KESK (40)

Mellentesque elit justo, dictum at facilisis nec, aliquam dignissim lectus. Donec gravida dolor in tortor convallis mollis. Donec vel risus ut turpis viverra faucibus. Aenean viverra quam sed nunc consequat vitae aliquam nisl eleifend. Praesent eros nisi, fringilla sed hendrerit nec.

Devam...
Soruların sınavdan önce dışarıya sızdırıldığı iddiaları üzerine "Eğitim Bilimleri" kısmı iptal edilen 2010 yılındaki Kamu Personel Seçme Sınavı'nın (KPSS) "Genel…
Çarşamba, 27 Temmuz 2016 08:37

667 SAYILI KHK DEĞERLENDİRMESİ! Özel

Yazan

Bilindiği üzere Olağanüstü Hal (OHAL)  kapsamında alınan tedbirlere ilişkin kanun hükmünde kararnamelerin ilki 23 Temmuz 2016 Cumartesi günü resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

Gözaltı süresinin otuz güne çıkarılmasından, görevden alınan kamu görevlilerinin bir daha kamuda istihdam edilmemesine, kapatılan kurum-kuruluşların mal varlıklarının Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Hazineye bedelsiz devrinden mağdur ve tanık ifadelerinin adli kolluk görevlileri tarafından da alınabileceğine kadar pek çok düzenleme içeren söz konusu Kanun Hükmünde Kararname ile OHAL Kanununun yetkilerini aşan ve fiili olarak Sıkıyönetim Kanununun düzenleme alanına giren, temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasını neredeyse tamamıyla ortadan kaldıran,  pek çok düzenleme yapılmıştır.

 23.07.2016 Tarihinde resmi gazetede yayınlanarak Anayasa 121. maddesi ile OHAL Kanununun 4. maddesine göre yürürlüğe giren söz konusu 667 sayılı KHK’ya ilişkin madde madde değerlendirmemiz aşağıda sunulmuştur.

MADDE 1: Bu madde KHK’nın amaç ve kapsamını belirtmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken husus OHAL kapsamında darbe teşebbüsü ve terörle mücadele çerçevesinde alınması gereken zaruri tedbirlerin kapsamının oldukça geniş olduğudur. Bahsedilen KHK sadece darbe teşebbüsü ile ilişkilendirilebilecek durumları değil aynı zamanda çok daha genel ele alınabilecek “terörle mücadele” kavramını içermektedir. Her ne kadar Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakanlar Kurulu sözcüleri bu süreçte alınan tedbirlerin darbeye ilişkin zaruri tedbirler olduğunu belirtmiş ise de ülkemiz genelinde bu zamana değin oturmuş devlet algısının gösterdiği birikimden de anlaşılacağı üzere; tüm muhalif kesimlerin yaşam alanlarını yok edebilecek, dikta rejimlerini andıran uygulamalar OHAL süresince yürürlükte olacak mevcut kararname ve kararnameler üzerinden ‘meşruiyet’ kazanabilecektir. Dolayısıyla yürürlüğe giren kararname ile Anayasanın ilgili maddelerine dayanak olarak gösterilen olağanüstü halin ya da sıkıyönetim halinin gerekli kıldığı konular (somut durumda Darbe Girişimi) ile sınırlı kalması hususu ihlal edilmiştir. Kabaca izah edilecek olur ise olağanüstü hal durumlarında çıkarılabilecek kararnameler ile ülkenin tüm sorunlarına ilişkin yanıt aramak/ her şeyin yapılabileceği bir hukuki düzlem yaratmak, gerek Anayasa gerek ise Uluslar arası sözleşmelerce de orantılılık ilkesi gereği sınırlandırılmışken, değerlendirmeye konu kararname bu evrensel sınırı tamamen ortadan kaldırmaktadır.

MADDE 2: İlk iki fıkrasında FETÖ ile ilişkilendirilerek kapatılan kurumlar sıralanmış olup devamında 3. fıkra ile birlikte milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen ya da terör örgütleri ile irtibatı belirlenen kurumların, oluşumların, grupların ya da yapıların ilgili bakanlıklar tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerine bakanın onayı ile kapatılabileceği düzenlenmiştir. Bu kapsamda; Sendikalar, dernekler, konfederasyonlar, vakıf üniversiteleri vb. ilgili bakanlığın oluşturacağı komisyon teklifi ve bakanlık onayı ile kapatılabilecek. Kapatılan kurumların malvarlıkları hazineye devredilecek. Bu kurumlardan alacağı olanlar hazineden bu alacaklarını talep edemeyecekler.

Burada dikkat çeken husus Anayasal düzlemde teminat altına alınmış birçok temel hakkın Anayasa 15/2. maddesi ihlal edilerek süresiz ve orantısız bir şekilde çiğnenmesidir. Bu kapsamda “terör örgütleri ile irtibatlı ya da milli güvenliğe tehdit” kavramlarının yasal hiçbir yargı merciinin denetiminden geçmeksizin bakanlıklar tarafından oluşturulacak komisyonun takdirine bırakılması hukukun bir bütünen askıya alındığının en büyük ispatıdır. Kaldı ki sendikal alan örgütlenmeleri ve bu kapsamda konfederasyonların kapatılması yetkisi OHAL Kanunu kapsamında ve yetkisinde yer almamaktadır. Ancak sıkıyönetim ilan edilen durumlarda sendika ve konfederasyonların kapatılabileceği düzenlemesi sıkıyönetim kanununda yer almaktadır. Bu hali ile sendikalar, konfederasyonlar ve üniversitelerin mevcut durumda kapatılması ya da kapatılabileceği düzenlemesi OHAL Kanununun yetkilerini aşan ve fiili olarak Sıkıyönetim Kanununun düzenleme alanına giren bir karardır.

MADDE 3: Yargı mensupları  ve bu meslekten sayılanlara ilişkin tedbirlerin sıralandığı maddedir. Buna göre; milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen ya da terör örgütleri ile irtibatı belirlenen yargı alanında çalışanların meslekten çıkarılma usulleri düzenlenmiştir. Meslekten ihraçları ile birlikte mesleğin getirmiş olduğu tüm kazanılmış haklar bu düzenleme ile birlikte sona erecektir.

MADDE 4: Bu madde de kamu görevlilerine ilişkin tedbirler düzenlenmiştir. Burada yine aynı şekilde milli güvenliğe tehdit, terör örgütleriyle irtibatlı olma hususları diğer maddelerdeki gibi sayılmakla birlikte diğer maddelerde  yasa dışı unsurlarla olan bağın  “tespit edilmesi” ibaresi kullanılırken kamu görevlileri ile ilgili olan maddede bu sınır daha da esnetilip genişletilerek “irtibatı olduğu değerlendirilen” ifadesi kullanılmaktadır. Tespitin nasıl olacağı dahi şüpheli iken “değerlendirmenin” ne düzeyde ve ne kıstas alınarak  yapılacağı elbette tüm kamu görevlileri için çok büyük bir risk olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kamuda çalışanlar statüleri ne olursa olsun yetkili amirin kararıyla ihraç edilebilecek ve bir daha kamu hizmetinde görev alamayacakları mevcut madde ile düzenlenmiş. Yargı mensuplarına ilişkin meslekten çıkarma işlemlerini her kurum bünyesinde oluşturacak bir komisyon karara bağlayacak bu madde ile. Belediye personeli hakkında vali ve İçişleri Bakanlığı ihraç işlemi uygulayabilecek.

Bir kamu görevlisinin hiçbir adil soruşturma geçirmeden, savunma hakkı verilmeden ve sadece OHAL süresince değil ömür boyu meslekten ihracı düzenlemesi hukuken bir OHAL düzenlemesi olamaz. AİHM içtihatları ve Venedik Komisyonu Raporlarında da değinildiği üzere, OHAL süresi sınırları aşılarak orantılılık (alınacak tedbirlerin amaçla ve araçla ölçülü bir oran içerisinde olması), etkililik (tedbirin kendisi), Anayasallık (Anayasal düzenin işletilmesi), hukuk devleti (temel ilkelerin korunması), temel haklar, demokrasi (seçilen organlarla birlikte karar alma ve denetleme)  ilkeleri ihlal ederek tesis edilecek kalıcı bir tedbir Avrupa Konseyi standartlarına açık bir şekilde aykırılık teşkil etmektedir.

MADDE 5: Haklarında soruşturma ve kovuşturma bulunanların ya da idari işlem tesis edilenlerin pasaportları bildirim üzerine iptal edilecek.

MADDE 6: Olağanüstü halin devamı süresince soruşturma ve kovuşturma işlemlerinde alınacak tedbirleri düzenlemiştir. Bu maddeye göre; gözaltı süresi 30 güne kadar çıkabilecektir. Yürütülen soruşturmalarda bütün şüpheli, mağdur ve tanık ifadeleri adli kolluk tarafından da alınacaktır. Cezaevlerinde tutuklu bulunan kişilerle avukatlarının yaptığı görüşmelerde gizlilik kuralı kaldırılabileceği, görüşmeye ilgili personel bizzat katılabileceği ve görüşmelerin kayıt altına alınabileceği, görüşmenin idarenin inisiyatifi doğrultusunda kesilebileceği ve tutuklu hakkında tutanak düzenlenerek avukatının yasaklanması ve barodan müdafii istenebileceği hükme bağlanmıştır. Avukatın tutuklu ile görüşmesinde yanında getirdiği belgelere el koyulabilecek ve görüşe ilişkin süre sınırlamasına  gidilebilecek. Tutuklu hakkında tutanak tutulması halinde Cumhuriyet Savcılığının istemi ve Sulh Ceza Hakimliğinin kararı ile tutuklunun avukatlarıyla görüşmesi yasaklanabilecektir. Tutukluya avukat temini bu halde Baro tarafından gerçekleştirilecektir.

Bu maddenin kendisi adil yargılanma hakkına bir bütünen aykırılık teşkil etmektedir. 90 ların faili meçhullerinin ve kaybettirmelerinin geleneği ve aracı olan uzun gözaltı süresi bu kararname ile bir kez daha hortlamıştır. 30 güne varabilecek uzun gözaltı süresi boyunca her bir şüphelinin nezarethane koşullarında ve şartların OHAL boyunca nasıl olabileceği öngörülemeyen bir halde gözaltında geçirmesinin kendisi dahi bizzat insanlık onuru ile bağdaşmayacak bir uygulamadır. Nitekim OHAL süresince basın yoluyla gün ve gün gözlemlenebilen darbe teşebbüsçüsü şüphelilerin fiziki durumları, gözaltında işkence endişelerinin subuta erdiğinin bir kanıtıdır. İşkence, hiçbir OHAL ya da Sıkıyönetim uygulamasıyla dahi kaldırılamayacak en temel hak olan yaşam hakkının ihlalidir ve bu kapsamda buna olanak sunabileceği öngörülebilen her tür düzenleme temel insan hakları normlarına aykırılık teşkil etmektedir.

Yine bu düzenleme ile birlikte tutukluların aile, vasi, kayyım dışında seçtikleri kişilerle görüşme hakkı ortadan kaldırılmakta, telefon hakkına erişim de sınırlandırılmaktadır.

Benzer şekilde; yürütülen soruşturmalarda müdafiinin yasaklanması usulü özel olarak belirtilmiştir. Bu düzenleme ile avukat/savunma hakkının engellenmesinin yaygınlaşacağının işaretçisidir. Yine hakkında soruşturma ve kovuşturma yürütülen kişinin yalnızca 3 avukat yardımından yararlanabileceği düzenlemesi de aynı düzlemde ele alınabilinir. Savunma hakkına erişim kısıtlaması getiren bu madde devamla, iddianame ve iddianame yerine geçecek belgelerin özeti okunabilir demek suretiyle sanıkların isnat edilen suçlamalar hakkında bilgilendirilmesinin önünü tıkayacak bir düzenlemedir. Yine aynı düzlemde tutuk incelemelerinin sanık olmaksızın dosya üzerinden karar bağlanacağı getirilmiş olup, sanıkların duruşmada bulunması zorunluluğu ortadan kaldırılmıştır.

MADDE 7: Vazife malullerinin aylığa bağlanması ve diğer hakların uygulanmasına ilişkin getirilmiş bir düzenlemedir.

MADDE 8: Yasa dışı yapılanmalarla irtibatı bulunan kiracı sıfatı taşıyan kurumların irtifak ve intifa hakları ile kira sözleşmelerinin re’sen iptali düzenlemesidir.

MADDE 9: Bu KHK kapsamında karar alanlar ve karar uygulayıcılar adli, idari, cezai sorumluluktan muaf tutulmuşlardır. Bu maddenin evrensel temel hak ve ilkelerin askıya alınması ile ilgili gerçekleşecek olan her türlü ihlalde ilgili tüm sorumlulukların ve sorumluların yargılanmasının önünü kapatmaktadır.

MADDE 10: Kararname kapsamında tesis edilen işlemlere karşı açılan davalarda yürütmenin durdurulması kararı verilemeyecek.

MADDE 11: resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe gireceğini düzenlemiştir.

MADDE 12: KHK hükümlerinin Bakanlar Kurulu tarafından yürütüleceğini düzenlemiştir.

YÜRÜTME KURULU

 

KESK-DİSK-TMMOB-TTB, siyasi partiler, emek ve demokrasi güçleri tarafından bugün saat 11.00’de Mülkiyeliler Birliği’nde yapılan ortak basın toplantısının metni aşağıdadır.

 

Ne Askeri Ne Sivil Darbe, Ne Olağanüstü Hal!  ACİL DEMOKRASİ!

 

15 Temmuz darbe girişimi ile ülkemiz büyük bir kaos ve yıkıma sürüklenmek istenmiştir. Ülkemizin geleceğinin darbeyle belirlenmeye çalışılmasını kabul etmedik, etmiyoruz.

 

Her türlü darbe, darbe girişimi ve antidemokratik uygulamaların karşısındayız. Darbelerin, demokrasiye, işçilerin emekçilerin haklarına ne kadar büyük zararlar verdiği tarihimizde defalarca kez görülmüştür. Demokrasiye ve özgürlüklere kast ederken yüzlerce yurttaşımızın ölümüne, binlercesinin yaralanmasına yol açan bu darbe girişimini bir kez daha lanetliyoruz.

 

AKP iktidarı ise “darbe ile mücadele” gerekçesiyle 20 Temmuz Çarşamba günü tüm ülkeyi kapsayan OHAL ilan ederek toplumu susturmaya, kendisinden olmayan herkesi sindirmeye çalışmaktadır. Demokrasi talebiyle sokağa çağrılan kitlelerin önüne şeriat söylemi ve kışkırtmalarıyla geçilerek, halkın üzerinde tahakküm kurulmak istendiğini ve bunda ısrar edildiğini görüyoruz.

 

AKP bu darbe girişiminin karşısına demokrasinin ve evrensel insan hakları değerlerini savunarak çıkmamakta, aksine idam cezasının savunulması, işkencenin meşrulaştırılması, TBMM’nin işlevsizleştirilmesi gibi darbecilerin hedef ve amaçlarıyla benzer bir yönelime girmektedir.

 

Bakanlar Kurulu’nun OHAL ilanı, açık ki, sivil darbe ile Başkanlık sisteminin; ‘Başkomutanlık’ adı altında uygulanması, kurumsallaştırılması anlamına gelmektedir. OHAL ile TBMM tamamen devre dışı bırakılmış, hukuk askıya alınmıştır.

 

Tüm söz,  yetki ve karar KHK’lara dayanarak Cumhurbaşkanı’na verilmiştir. Son olarak da Anayasanın 15. Maddesinin 2. Fıkrasında her şart altında güvence altında olduğu belirtilen temel haklara rağmen, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin askıya alınacağı bildirilmiştir.

 

Bu adımlarla ülkemizin içine sürüklendiği koyu karanlıktan kurtulması mümkün değildir. Tüm toplumu nefessiz bırakan, ülkenin geleceğine ilişkin en küçük bir umut kırıntısını dahi yok etmeye yönelen AKP iktidarı bu yoldan derhal dönmelidir.

 

Türkiye’nin içinden geçtiği bu zorlu ve kritik dönemde sebebi ne olursa olsun kimse kendisini halkın iradesi yerine koymamalıdır. Türkiye’nin acilen çoğulcu ve özgürlükçü bir demokrasiyi hayata geçirmesi ve insan haklarına saygıyı güçlendirmesi gerekmektedir. Ülkemiz derhal evrensel değerleri ve uluslararası sözleşmeleri uygulamaya geçirmelidir.

 

Ülkemizin demokratik geleceği ancak hukukun ve adaletin, barışın ve birlikte yaşamın tesis edilmesine, laikliğin ve özgürlüklerinin geliştirilmesine bağlıdır.

 

Bizler tüm emek ve demokrasi güçleri olarak biliyoruz ki; emek, barış ve demokrasi güçlerinin ortak mücadelesi dışında hiçbir yol Türkiye’yi içinde bulunduğu bu karanlık tablodan çıkaramaz.

 

Bu inanç ve kararlılıkla, AKP’nin derinleştirdiği bu sivil darbe süreci ve baskılar karşısında emekçi halkın talep ve çıkarlarını savunarak yan yana omuz omuza durmaya devam edeceğiz.

 

Acil Demokrasi İçin Taleplerimiz

 

  1. OHAL derhal kaldırılmalıdır.
  2. Darbeciler yargılanmalı, bu yargılama evrensel hukuk ve insan haklarına bağlı kalarak gerçekleştirilmelidir. İşkence yasağı mutlaktır ve buna uyulmalıdır.
  3. Darbecilerle birlikte sokakta gerçekleşen linç girişimleri ve emniyetteki işkenceler de araştırılmalı, sorumluları yargılanmalıdır.
  4. İdam, demokratik bir talep değil insanlık suçudur. İdam cezası kabul edilen uluslar arası sözleşmeler ile kaldırılmıştır, hiçbir şekilde geri getirilemez.
  5. Sendikal hak ve özgürlükleri, toplantı, gösteri ve yürüyüş haklarını ortadan kaldıran uygulamalardan vazgeçilmelidir.
  6. Kamuda, üniversitelerde ve yüksek yargıda hiçbir hukuki gerekçe öne sürülmeden başlatılan görevden almalar, şeffaflıktan yoksun uygulamalar nedeniyle tüm kamunun AKP’lileştirilmesi kaygısını doğurmakta, muhaliflerin tasfiyesinin hızlandırıldığını göstermektedir. Bu adımlardan derhal vazgeçilmeli, hukuka uygun davranılmalıdır.
  7. Acil Demokrasi adımları atılmalıdır. Atılacak tüm adımlar ve çıkarılacak yasalar TBMM ve tüm toplum kesimleriyle paylaşılarak atılmalı, KHK’lara başvurulmamalıdır.
  8. Suriye’de izlenen savaş politikasından, cihatçı yapılanmalarla kurulan ilişkilerden vazgeçilmelidir.
  9. “Demokrasi nöbetleri” adı altında yapılan kimi sokak gösterilerinde başta Alevi vatandaşlarımızın yoğunlukta yaşadığı mahallere saldırı girişimleri olmak üzere çok daha tehlikeli bir sürece yol açabilecek provokasyonlara karşı acil önlemler alınmalıdır

 

Bizler bu Acil Demokrasi taleplerimiz doğrultusunda her koşulda mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Emeğin haklarını, laikliği, gerçek demokrasiyi ve barışı savunmaya devam edeceğiz.

 

 

 

İstanbul Atatürk Havalimanında yaşanan saldırıyı ve saldırının arkasındaki karanlık güçleri lanetliyoruz! Yaşamını yitirenlerin yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz.
15-16 Haziran 1970 tarihlerinde Türkiye'de İstanbul merkezli olarak başlayan ve yayılan, Türkiye tarihindeki en büyük işçi eylemlerinden biri.   YASAL…
ABD’nin Florida eyaletindeki Orlando şehrinde bir gay barda düzenlenen silahlı saldırıda 49 kişi hayatını kaybetti, en az 53 kişi de…
Dün gece TRT-1’de yayınlanan, Serdar Tuncer’in sunduğu “Ramazan Sevinci” programında Prof. Dr. Mustafa Aşkar bu ülkenin insanlarına hakaret etti. Aşkar…
Son yıllarda, çalışan maaşı ile emekli maaşı arasındaki farkın çok artması dolayısıyla, pek çok kamu emekçisi zorunlu olarak 30 yılın…
Bir kez daha bombalar patladı, bir kez daha canlar yitirildi… Bu sabah İstanbul Beyazıt Vezneciler’de gerçekleşen saldırıda aralarında sivil vatandaşların…
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Zeynep Altıok, Devlet Tiyatroları Genel Müdür Vekili Necat Birecik ve İstanbul Devlet Tiyatrosu…