Kültür Sanat Sen

Kültür Sanat Sen

Eğitim Sen’in eğitim ve bilim emekçileriyle dayanışmak ve sendikal özgürlüklere sahip çıkmak amacıyla Ankara’da düzenlediği, “Uluslararası Sendikal Özgürlükler Sempozyumu”nun ana gündemini eğitim emekçilerine yönelik baskılar ve 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yaşanan ihraçlar oluşturdu

Sempozyuma birçok ülkeden eğitim sendikaları temsilcilerinin yanı sıra Eğitim Enternasyonali Genel Sekreteri David Edwards ve Avrupa Eğitim Sendikaları Eğitim Komitesi (ETUCE) Direktörü Susan Flocken de katıldı.

Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan, konuşmasında Türkiye’de hemen her alanda hissedilen baskıya karşı uluslararası dayanışmanın önemine dikkati çekti. İktidarın 2002 yılından bugüne izlediği politikaların büyük hukuksuzluklara yol açtığını, bu politikalara muhalefet edenlere yönelik baskının giderek arttığını anlatan Aydoğan, “Öğrencilerimizin eğitim hakkına ve geleceğimize sahip çıkabilmek için tüm mücadeleye devam ediyoruz” dedi.

BASKI GİDEREK ARTIYOR

Aydoğan, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından baskının çok daha arttığına vurgu yaparak şunları söyledi:

“AKP’nin, ‘Dikensiz gül bahçesi yaratma” arzusunun önündeki engeller, OHAL ile ortadan kaldırıldı. Öğrencisinin eğitim hakkını savunan, barış talep eden öğretmenler, özgür üniversite mücadelesi yürüten akademisyenler ihraç edildi. Barış talep eden akademisyenlere, ‘Kanlarınızda duş alacağız’ diyen bir mafya lideri, ifade özgürlüğü hakkını kullandığı gerekçesiyle suçsuz bulundu.”

TÜRKİYE’DE HAKLAR HİÇE SAYILIYOR

ETUCE Avrupa Direktörü Susan Flocken de Türkiye’de sendikal hakların hiçe sayıldığını belirterek “Burada olağanüstü baskılara maruz kalıyorsunuz” diye konuştu. Flocken, Türkiye’deki öğretmenlerin mesleki özerkliğe ve akademik özgürlüğe sahip olmamalarının, gençlerin eleştirel düşünceye sahip yurttaşlar olarak yetişmesi önünde engel olduğunu ifade etti.

Türkiye’deki eğitim emekçileriyle aynı değerleri savunduklarını sözlerine ekleyen ETUCE Avrupa Direktörü, “Bu sempozyumdan da anlaşılacağı gibi kaliteli eğitime bağlılığınız devam ediyor. Herkes için kaliteli eğitim verilmesi, kamu yatırımlarının artırılması için mücadele ediyoruz. Demokratik yurttaşlık eğitiminin ve evrensel temel değerlerin geliştirilmesini arzu ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Flocken’in ardından söz alan Eğitim Enternasyonali Genel Sekreteri David Edwards da güçlü ve bağımsız sendikaların eğitimin şekillenmesinde söz sahibi nesillerin yetişmesi açısından önemli olduğunu söyleyerek “Öğretmenlerin eğitim iklimini değiştirmeye zorlamak öğrencilerin eğitim haklarını elinden almak anlamına gelir” diye konuştu. Birçok ülkede korku ikliminin yaygınlaştırıldığını ifade eden Edwards, özellikle öğretmen sendikalarının hedef alındığının altını çizdi. Edwards, demokrasinin önemini vurguladığı konuşmasında özetle şunları söyledi:

“Tüm dünyada demokratik haklar ve kurumlar aşındırılıyor, azınlıklara yönelik saldırılar oluyor. Eğer biz küresel sendika hareketiysek aynı değerleri paylaşıyoruz ve aynı otoriterliğe karşı duruyoruz. Sendikalar sadece özgürlük ortamında gelişir. Ancak otokratlar sadece kontrol edemedikleri sendikalardan korkmakla kalmaz, öğretmenlik mesleğinin kendisinde de korkarlar.”

BOZDOĞAN VE GEZEN DE SÖZ ALDI

Sempozyuma katılan Eğitim Sen Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Özgür Bozdoğan, Öğretmenlik Meslek Kanunu hakkında yaptığı sunumla katılımcılara bilgi verirken KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, OHAL sürecinde yaşanan antidemokratik uygulamaları anlattı.

Değerli Üyelerimiz ve  Mücadele Arkadaşlarımız...

Sendikamız Kültür Sanat Sen olarak bir süredir sıkıntılı bir süreç yaşıyoruz. 29-30 Nisan 2017 Olağan genel kurul ile yönetime gelen genel merkez yönetimi sendikamızın içinde bulunduğu açmazlar dolayısıyla yedekler dâhil istifa ederek yönetim için karar yeter sayısının altına düşmüş ve olağanüstü genel kurula gitme zorunluluğu doğmuştur. 

Sendikamızı olağanüstü seçime götüren sebeplerin başında eski Genel Başkan Yavuz DEMİRKAYA’nın sendikamızı adeta şirket yönetir gibi tek başına yönetmek; sendikayı sendika yapan tüm değerleri ayaklar altına alan sendikal bürokratik yönetim anlayışı ile Merkez Yönetim Kurulunu tamamen inisiyatifsizleştirme ve ülkemizde de karşı olduğumuz tek adam sistemini sendikamızda tesis etme isteğidir. 

Sendikayı maddi manevi arpalık gibi gören bu zihniyete karşı verilen mücadele sonunda; sendikamızda Mayıs 2018 de olağanüstü genel kurul gerçekleşmiş ve yönetim değişikliği yaşanmıştır. 

Bu seçimde Eski Genel Başkan Yavuz DEMİRKAYA listeye girmesine yani seçilmiş olmasına rağmen yönetime girmeyi kabul etmemiş ve feragat etmiştir. Buradan da anlaşılacağı üzere mesele ne sınıf mücadelesi nede sendikal mücadeledir. Mesele tekrar tekrar genel başkan olma hırsıdır.

Eski Genel Başkanın yaptıkları maalesef bunlarla da sınırlı kalmamıştır. Genel Merkez Olağan Üstü Genel Kurulu sonrası;

İstanbul bölge şubenin de olağanüstü seçime götürmek için çalışmaya başlamış ve yönetimden üç kişinin istifasını örgütleyerek şubeyi olağanüstü genel kurula götürmeyi başarmıştır.

Burada bilinmesi gereken önemli bir konu vardır. Eski İstanbul bölge şube yönetimini benden olsun nasıl olursa olsun mantığıyla oluşturan kişi yine Yavuz Demirkaya’nın kendisidir. Buna rağmen yine kendisinin döneminde yaşanan istifalarla yönetim beş kişiye kadar düşmüştür.

Seçimlere gelindiğinde bir sendika yönetim listesi için gerekli olan 26 kişilik listeyi bile tamamlayamamasına rağmen yani listeye kişilerin rızasını almadan yazmalarına rağmen seçime tarafımızdan itiraz edilmemiştir ve seçim yapılmıştır. İstediği seçim sonucunu elde edebilmek için delegelere ve üyelere yeni seçilen yönetimle ilgili karalama ve iftira içeren ses kaydı atmasına rağmen; İstanbul Bölge Şube yönetimi için Yavuz DEMİRKAYA’nın oluşturduğu liste sadece 19 oy alarak seçimi kaybetmiştir. Yani kendi yaptığı liste bile kendine oy vermemiştir.  

Ardından 28 ilin bağlı olduğu Ankara Bölge Şubemizin Yönetimini istifa ettirmeye çalışmak üzere olağan üstünü genel kurula taşımaya çalışmış yalnız yine başarılı olamamıştır. 

Genel merkez seçimleri, İstanbul ve Ankara bölge şubeleri seçimlerinde başarılı olamayan Yavuz DEMİRKAYA bu seferde tekrar Genel Merkez Yönetiminin olağanüstü seçime gitmesi için yeter imza toplama çalışmıştır. Genel merkezimize ulaştırılan dilekçe sahibi delegelerimizin yapılan yanlışı fark etmeleri üzerine, delegelerimiz imzalarını geri çekmişler ve yine sendikamızı olağanüstü genel kurula götürmeyi başaramamışlardır.

Genel Merkez Yönetim Kurulu olarak tüm bu süreçler yaşanırken sendikamıza yönelik işledikleri maddi manevi suçlardan eski Genel Başkan Yavuz Demirkaya ve eski Genel Örgütlenme Sekreteri Asım ÜNER’i Genel Merkez Disiplin Kuruluna sevki gerçekleştirilmiş; disiplin kurulu gerekli incelemeleri yaptıktan sonra sendikanın mali kaynaklarını şahsi çıkarları doğrultusunda kullanmaları ve sendikamıza verdiği diğer zararlardan dolayı ihraç edilmesi yönünde karar vermiştir. Yazıyı tebellü etmemek için türlü çabalar içine giren Yavuz Demirkaya sonunda sendika üyeliğinden istifa etmiş ve ardından Yavuz DEMİRKAYA yine kendinin genel başkanlığında yeni bir sendika kurmuştur.

Yaptığı tüm girişimler başarısız kalan eski Genel Başkan Yavuz Demirkaya ve kendisiyle ayrılan birkaç kişilik bir grup şimdi kimi üyelerimizi KESK karşıtlığı üzerinden; kimilerini sanki hiç seçim olmamış da cebren yönetimde görevden alınmış ve mağdur edilmiş gibi; kimilerini sendikanın kapanmak aşamasına geldiği; açılmış davası olan kimilerini ise yeni kurduğu sendikada davalarına bakılmaya devam edileceği yönünde yanlış yönlendirerek sendikamızdan istifalarını örgütlemektedir.  

Tüm bunlara karşı; iktidarın emekçiler üzerindeki baskısı ve hak gasplarının gün gün arttığı, yeni yasal düzenlemelerle iş kolumuzun tamamen güvencesiz bir hale getirilmeye çalışıldığı, örgütlülüğe en çok ihtiyacımızın olduğu şu günlerde sendikal bürokrasiye karşı, kişilerin değil sınıfın çıkarlarının hâkim kılınacağı bir sendikayı yeniden yapılandırma mücadelesi içerisindeyiz.

Biz kimliğinde hareket ederek, insanca bir yaşam için sınıf taleplerimiz etrafında birleşerek sendikacılığı meslek haline dönüştürmüş bürokratik anlayışa  ve bizleri içimizde bölmek için çabalayan kişilere karşı birlikte olmak ve sendikamıza sahip çıkmak için üyelerimizin desteklerini bekliyoruz. 

KESK karşıtlığı üzerinden yapılan bu karalama kampanyalarına itibar etmeyiniz. Bu ülkede kamuda örgütlü tek muhalif konfederasyon KESK’tir. KESK’ e de sendikamız Kültür Sanat Sen’e de sahip çıkmak geleceğimize sahip çıkmaktır. 

Emekten yana günümüze kadar elde edilen kazanımları korumak ve emeğin örgütlü mücadelesiyle tüm bu kötü gidişata karşı durmak amacı ve bilinciyle, bu mücadele alanının önemli bir parçası olan Kültür, Sanat ve Turizm İşkolunda mücadele veren Sendikamızda yeni yönetim olarak görevimizin başındayız. 

Bölünerek değil çoğalarak haklarımıza sahip çıkma bilinci ve umudu ile

Saygılarımızla, 

Kültür Sanat Sen Genel Merkez Yönetimi

Ankara Devlet Tiyatrosu sanatçısı değerli üyemiz Tuncer YIĞCI; çalışanları ilgilendiren sanat ve yönetim kurulu kararlarının, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında tarafına iletilmesi talebi kurum tarafından reddedilince Bimer’e yaptığı itiraz kabul edilmiş ve kararların iletilmesi istenmiştir. Ancak yönetim, kararların tümünü vermemiştir. ikinci itiraz ile üyemiz  tüm kararları alabilmiştir. Bu süreci Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. adlı kapalı grupta  ifade edince hakkında kınama cezası verilmiştir. Buna karşı açtığı davada ilk derece mahkemede kazanmış, fakat kurumun itirazı üzerine Bölge İdare Mahkemesi itirazı yerinde bulunca Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkını kullanmıştır. 5 yıl süren bu serüven AYM kararıyla üyemizin lehine sonuçlanmış bulunuyor. Bu kararın tüm çalışanların demokratik bir çalışma ortamına kavuşmasına katkı sağlamasını umuyoruz...

Hürriyet Haber :

AYM: Eleştirel yazıya disiplin cezası, ihlal

ANAYASA Mahkemesi (AYM) iki ayrı kararıyla kurum içi ifade özgürlüğüne vize verdi ve eleştirel yazıları nedeniyle disiplin cezası verilen başvuruların ifade özgürlüklerinin ihlal edildiğine hükmetti.

AYM, ilk kararında, Devlet Tiyatroları’nın kurum içi paylaşım sitesinde yazdığı eleştirel yazılar nedeniyle “kınama cezası” alan tiyatro sanatçısı Tuncer Yığcı’nın, “ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine”, yeniden yargılama yapılmasına ve 5 bin 500 lira tazminata hükmetti. AYM, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde yeniden yargılamaya karar verdiği için her iki başvurucunun da disiplin cezası ihlal kararı ışığında kaldırılacak. AYM kararları benzer şekilde disiplin cezası alanlar yönünden lehte örnek niteliği taşıyor. Kurum çalışanlarının üye olduğu internet siteleri, kurum bültenlerindeki eleştirileri nedeniyle verilen disiplin cezalarına karşı dava açıp reddedilenler de AYM’ye başvurabilecekler.

DEMOKRATİK TOPLUM DÜZENİ

AYM ikinci kararıyla Balıkesir Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’na kayıtlı çalışan, Katılımcı Demokrat Muhasebeci Mali Müşavirler olarak adlandırılan bir grup tarafından çıkarılan “Fenıame” adlı bültende, “Soruyoruz!” başlıklı yazı yayınlayan Metin Yalçın’a verilen disiplin cezasını ifade özgürlüğünün ihlali saydı ve yeniden yargılamaya hükmetti. AYM’nin 6 Şubat tarihli oybirliği ile verilen bu kararı da özetle şöyle:

“Başvurucunun ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamadığı, bu itibarla demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.”

Cumhuriyet Haber:

AYM'den özgürlük dersleri

Anayasa Mahkemesi (AYM), kurumlarının uygulamalarını eleştiren iki kişiye ceza verilmesini “ifade özgürlüğü” ihlali saydı. AYM, muhalefet etme ve görüş açıklamanın, “demokratik bir katılım için vazgeçilmez olduğunu” vurguladı.

Balıkesir Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’na kayıtlı olan serbest muhasebeci mali müşavir Metin Yalçın, “Demokrat Muhasebeci Mali Müşavirler” olarak adlandırılan bir grup tarafından çıkarılan “Fername” adlı bültende “Soruyoruz !” başlıklı yazı kaleme aldı. Yalçın, yazıda, oda yönetim kurulunun uygulamaları ile ilgili olarak bazı iddialara yer verildi. Yazı nedeniyle Yalçın’a uyarı cezası verildi. Karara itirazdan sonuç alamayan Yalçın, AYM’ye bireysel başvuruda bulundu. Başvuruyu karara bağlayan AYM, “muhalefet etme” ve “ifade özgürlüğü” vurgusu yaparak yeniden yargılama yapılmasını istedi. Karar oybirliğiyle alındı. AYM, ifade özğürlüğüne yönelik başka bir karar daha verdi. Ankara Devlet Tiyatrosu Müdürlüğü’nde 28 yıldır görev yapan tiyatro sanatçısı Tuncer Yığcı, sadece devlet tiyatrosu çalışanlarının üye olduğu kapalı bir grup olan “Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.” adlı sitede, “Sanat ve Yönetim Kurulu’nun 3 yıllık kararlarını nasıl elde ettim?” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Yığcı’ya kınama cezası verildi. Cezaya itirazından sonuç alamayan Yığcı, AYM’ye bireysel başvuruda bulundu. AYM, cezada “kanunilik şartının” sağlanmadığına vurgu yaptı. Ayrıca güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiği belirtti. Yeniden yargılama yapılması istendi. Kararda, 5 bin 500 lira manevi tazminat ödenmesine de hükmedildi.

Çarşamba, 20 Şubat 2019 13:25

İL ÖRGÜTLENMELERİ...

Genel Kadın Sekreteri Özlem Toprak CİHAN, Antalya Bölge Şube Başkanı Seyfi TURAN ve Antalya Şube Mali Sekreteri Veysi DEĞİRMENCİ, Batman eğitim ve örgütlenme çalışmaları kapsamında; Batman İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, İl Halk Kütüphanesi ve Müze Müdürlüğü çalışan ve üyelerini ziyaret ederek, bilgilendirme toplantıları yapmışlardır.

Çarşamba, 20 Şubat 2019 12:52

İL ÖRGÜTLENMELERİ...

Genel Kadın Sekreteri Özlem Toprak CİHAN, Antalya Bölge Şube Başkanı Seyfi TURAN ve Antalya Şube Mali Sekreteri, Veysi DEĞİRMENCİ, Diyarbakır eğitim ve örgütlenme çalışmaları kapsamında; Diyarbakır Devlet Tiyatrosu, Diyarbakır Devlet Klasik Korosu ve Diyarbakır il Halk Kütüphanesi çalışan ve üyelerini ziyaret ederek, bilgilendirme toplantıları yapmışlardır.