Kültür Sanat Sen

Kültür Sanat Sen

Perşembe, 02 Ağustos 2018 09:39

GENİŞLETİLMİŞ BAŞKANLAR KURULU TOPLANTISI

Sendikamız Kültür Sanat Sen'in 13 Temmuz Cuma günü saat 10.00 da yapılan genişletilmiş başkanlar kurulu toplantısı; Genel Başkan Ferahi VARDAL, Genel Sekreter Hüseyin ÇELİK, Genel Mali Sekreter Ramazan ÖZAK, Genel Örgütlenme Sekreteri H. Arkın ZİREK, Kadın Sekreteri Özlem Toprak CİHAN, Genel Hukuk ve Toplu Sözleşme Sekreteri Deniz ÖZSAYGI, Ankara Bölge Şube Başkanı Çetin TAŞ, İzmir Şube Başkanı Nesrin TATLIOĞLU, Mersin Bölge Şube Başkanı İmam ÖZDEMİR, Antalya Şube Başkanı Seyfi TURAN ve davet edilen il ve işyeri temsilcilerinin katılımları ile yapılmıştır. 

Uzmanlık alanlarından doğru komisyonların kurulması; Mali Konular (Şube Katkı Payları, Temsilcilere ödenek gönderme); Örgütlenme Sorunları değerlendirmesi ve program yapılması; Eğitim Programı; Kadın Mücadelesinin değerlendirilmesi ve kadın örgütlülüğü çalışmaları; Bölge Şubelerde hukuk sisteminin planlanması gündemleri üzerinden toplanan genişletilmiş başkanlar kurulu 24 Haziran seçimleri sonrası yaşadığımız rejim değişikliği neticesinde yayınlanan 703 numaralı KHK ile kamudaki pek çok kurum ile birlikte Sanat Kurumları’nın kanunlarında ve teşkilat yapılarında da sistemsel değişiklikler yaşanması gündemiyle devam etmiştir. Pratikte yaşadığımız sorunlar üzerinden yapacağımız iş ve işlemler planlanması ile birlikte 703 ile kaldırılan sanat kurumları yasalarının 704 ile tekrar gündeme gelmeleri yalnız uygulanabilirlik açısından ciddi hak kayıplarına ve kurumların sınırlı da olsa özerk yapısının kaybedilebileceğinin bilinci üzerinden alanda örgütlü sanat meslek örgütleri, demokratik kitle örgütleri ve sanatseverlerden oluşan bir bloğun oluşturulması ve mücadele programının belirlenmesine karar verilmiştir.

 

Cuma, 27 Temmuz 2018 05:40

TEMMUZ 2018 AÇLIK ve YOKSULLUK SINIRI

Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 1.738,37 TL
GIDA FİYATLARI ve DÖVİZ KURU GİT-GEL YAPIYOR, ENFLASYON YÜKSELİYOR     
 MUTFAK ENFLASYONUNDA ONİKİ AYLIK ARTIŞ YÜZDE 16,07 ORANINDA
 DÖRT KİŞİLİK AİLENİN AÇLIK SINIRI 1.738 TL, YOKSULLUK SINIRI 5.662 TL   
 BİR KİŞİNİN AYLIK GEÇİM MALİYETİ ASGARİ ÜCRETİN 533 TL FAZLASIYLA 2.136 TL
Uygulanan ekonomik politikalarda gündemi faiz ve döviz kurundaki gelişmeler meşgul ederken, özellikle gıda fiyatlarının mevsim normallerinin üstüne çıkması ve sürekli değişim göstermesi, enflasyona olumsuz yansıyor. Aylık ve ücretlere sonradan gerçekleşen enflasyon farkının verilmesi, başta çalışanlar olmak üzere dar ve sabit gelirli kesimlerin geçim şartlarını iyileştirmeye yetmiyor.
 TÜRK-İŞ (Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu), çalışanların geçim şartlarını otuz bir yıldan bu yana aralıksız olarak her ay düzenli olarak yaptığı “açlık ve yoksulluk sınırı” araştırması ile ortaya koymaktadır.   
 TÜRK-İŞ Araştırmasının 2018 Temmuz ayı sonucuna göre:
 
o    Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 1.738,37 TL,  
o    Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı)     5.662,46 TL oldu.   
o    Bir çalışanın -sadece kendisinin- yapması gereken yaşama maliyeti ise aylık 2.136,28 TL olarak hesaplandı.

http://www.turkis.org.tr/TEMMUZ-2018-ACLIK-ve-YOKSULLUK-SINIRI-d75742

Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 1.738,37 TL - See more at: http://www.turkis.org.tr/TEMMUZ-2018-ACLIK-ve-YOKSULLUK-SINIRI-d75742#sthash.fDKyEukT.dpuf
Pazartesi, 23 Temmuz 2018 11:03

BASINA ve KAMUOYUNA

 

24 Haziran seçimleri sonrası yaşadığımız rejim değişikliği neticesinde yayınlanan 703 numaralı KHK ile Kamu’daki pek çok kurum ile birlikte Sanat Kurumları’nın kanunlarında ve teşkilat yapılarında da sistemsel değişiklikler yaşanmaktadır. 

703 nolu KHK ile kurum vasıfları ortadan kaldırılan, Devlet Tiyatroları ve Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlükleri'nin, 704 nolu KHK ile  "tüzel kişiliğe haiz özel bütçeli kurumlar" olarak yeniden kurulmalarına rağmen belirsizlikler halen devam etmektedir. Tüzel kişilik olmaları dolayısıyla, hukuki bir zorunluluk sayılan, "Genel Müdür'ün atanması" konusu ve "atanacak Genel Müdür'de aranacak nitelikler" belirtilmeyerek yaratılan kafa karışıklığı da ayrıca soru işaretlerini doğurmaktadır. 

İkinci bir konu, Devlet Tiyatroları için söz konusu kararnamede "Bir Genel Müdür ile yönetilir. " denmesine rağmen, Devlet Opera ve Balesi için aynı tanımlamanın yapılmamasıdır.

Yasa incelendiğinde, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü'nün kurullarından biri olan "Teknik Kurul" un çalışma biçimi anlatırken “Genel Müdür ve Müdür Yardımcıları'ndan birinin başkanlığında toplanır. ” şeklinde bir ibare konmasının artık bazı düzenlemelerin plan dahilinde yapılmaktan çok, eski yasalardan kes-kopyala-yapıştır yöntemiyle hazırlandığı düşüncesini uyandırmaktadır. 

Her halükarda Genel Müdür olmak için aranan şartların en önemlilerinden biri olan, "15 yıl görev yapma ve alanında başarılı olma" kriteri de kaldırılmıştır. Genel Müdür atamasında, atanacak kişinin bu alanlarda "başarılarıyla tanınmış, eser veren besteciler ve yazarlar, ilgili sanat dallarında temayüz etmiş yönetmenler ya da akademik kariyer sahibi kişiler olması" koşulları bir kenara itilmiştir. Devlet kadrosunda beş yıl çalışan bir kişinin, alanla ilgi bilgi birikimine ve liyakatına bakılmaksızın Genel Müdür olarak atanabilmesinin önü açılmıştır. Söz konusu kurumlarda Genel Müdürler sadece ita amiri vazifesini değil "Genel Sanat Yönetmeni" görevini de yerine getirmektedir. Dolayısıyla sanatçıların gözünde liyakat sahibi olmayan bir Genel Müdür ya da yönetici kurul bu kurumlarda erozyona neden olacaktır. 

Buna benzer bir durum senfoni orkestralarının yasasından 5., 6. ve 8. Maddelerinin kaldırılmasıyla Şef ve Şef Yardımcıları'nda aranacak niteliklerin ortadan kaldırılması ve genel koşullar dışında koşul aranmayacağı yönünde değiştirilmiş olmasıdır. 

Çalışanların istihdam koşulları ve özlük hakları konusu da belirsizliğe itilmiştir. Genel Müdürlükleri kimin yöneteceği konusu ile birlikte kurumların olmazsa olmazı yerli ve yabancı sanatçı alımı ve ataması konularında da bir hükme yer verilmemiş, mesleki yaş haddini dolduran sanatçılar ya da yıllardır açılmayan kadro sınavları sebebiyle güvencesiz ve bir yıllık kurum sözleşmesiyle çalıştırılan SSP’lilerin de (Süreli Sözleşmeli Personel)  akıbetinin ne olacağı, nasıl çalıştırılacağı, kadro verilip verilmeyeceği konuları an itibariyle muğlak kalmıştır. Yıllardır açılmayan-açılamayan sanatçı kadrosu sınavları nedeniyle genç nesilin bu kurumlarla olan organik bağı zayıflamakta, kurumların sürekliliğinin güvencesi  zedelenmekte ve bölge teşkilatlarının geleceği tehlikeye düşmektedir. 

Yürürlükten kaldırılan kuruluş yasalarının personel yasasına dönüştürülmesi çalışanların maaş ve özlük haklarının korunması amaçlı yapılmış gibi görünse de bu noktada da ciddi çelişkiler ve belirsizlikler mevcuttur. 703 nolu KHK ile kapatılan kurumların personelinin diğer kurumlara dağıtımı ön görülmektedir. Ayrıca “703 KHK’nın 524. Maddesinde bakanlıklara bağlı ilgili ve ilişkili kurum ve kuruluşlar kendi kanunları ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerindeki hükümlere tabidir. " denmektedir.

1 Numaralı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Kararname'de tanımlanmış olan “Kültür Ve Sanat Politikaları Kurulu” ve bu kurulun görev ve yetki alanlarının tanımlandığı ilgili maddelerinden de anlaşılacağı üzere genel politika ve işleyişin belirleyicisi, kurulun kendisi olacak gibi görülmektedir.    

Tüm bu değerlendirmeler ışığında;

703 nolu KHK ile kaldırılan sanat kurumları yasalarının, 704 nolu KHK ile tekrar gündeme gelmesi yalnız uygulanabilirlik açısından havada kalması sebebiyle yasa yapıcıların, bu işin ehli, alanda örgütlü sanat meslek örgütleri, sendikalar ve akademinin de görüşü alınarak, yasaların bir çalıştay yapılması suretiyle yeniden düzenlenmesini gerekmektedir. Sendikamız ve alanda çalışan Sivil Toplum Örgütleri bu kurumların daha işlevli  çalışabilmesi için hazırladıkları raporları gerek kamuoyu gerek kurum yöneticileri ve Kültür Bakanlığı yetkilileriyle defalarca paylaşmıştır. Mali, idari ve sanatsal özerklik bu kurumlar için vazgeçilmezdir. Yapılması gereken bu kurumların yasalarını ve teşkilat yapılarını bozmak değil, güçlendirmektir. Bütçeden aldıkları cüzi paya oranla dünya çapında sanat üreten ve %90 oranlarında seyircinin ilgisine mazhar olan bu kurumlar kapatılmamalı, kanunları ve kaideleri bozulmamalı ve hak ettikleri saygınlığa tekrar kavuşturulmalıdır. Liyakat sistemine dayalı bir yönetim anlayışı ile özgür ve demokratik bir yapı bu kurumların ve sanat emekçilerinin evrensel hakkıdır. 

Mesleki yaş haddini doldurmuş yalnız zor emeklilik koşulları dolayısıyla emekli olamayan sanat emekçilerinin mağduriyetleri giderilmeli ve artık maaşa dönüşmüş ve üzerinden gelir vergisi bile kesilen teşvik ve ikramiyenin maaşlara yansıtılması yoluyla emeklilik hakkı kazandırılmasının önü açılmalıdır. 

657 sayılı DMK’nın ek geçici 14 maddesine dayanarak ödenmesine karar verilmiş emekliliğine beş yıl kalana %30 beş yıldan fazla kalana % 50 fazla ödenmesi planlanan özendirme ikramiyelerinin de bu sorunu çözmeyeceği  ayrıca bilinmelidir.

Demokrasi ve demokrasi kültürünün, empati yeteneği ve estetik gelişmenin temel güvencesi olan sanat kurumları, kendi repertuvarını yapma, bu eserleri özgürce sergileme ve yönetsel konularda demokratik karar alma yeteneklerini daha da geliştirerek toplumla bütünleşmelidir. Bunun önündeki bütün engeller kaldırılmalıdır. İş güvencesi olmayan bir alanda gençlerin sanat eğitimine yönlendirilmesi imkansız hale gelecektir. Dolayısıyla sahne sanatlarının devlet eliyle güvence altına alınması toplumun genel yararı adına vazgeçilmez önemdedir. Yarınımızın güvencesi ve "toplumun hayat damarı" sanat kurumları ancak işte bu özgürlük prensibiyle var olabileceklerdir. Aksi tavır ve düzenlemeler bu kurumları birer boş tabela, birer personel havuzu ve çadır tiyatrosu pozisyonuna hapsedecektir.

Kültür Sanat ve Turizm Emekçileri Araştırması aşağıdaki Linkteki anket Kültür sanat Sen tarafından kadın kamu emekçilerinin çalışma koşulları, üyelerin bölgelere göre dağılımı, sorunlara dair görüşleri, mesleklere göre üyelik dağılımı vb. sonuçların derlenmesi ve rapor halinde sunulması amaçlanmaktadır. Araştırmanın doğru sonuçlar verebilmesi için her emekçi sadece bir defa doldurması rica olunur.

Sorularınız için irtibat

Tel No: 0533 662 51 52

E mail: Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Özlem Toprak CİHAN

Yanıt verdiğiniz için teşekkür ederiz.

NOT:Aşağıdaki lik arcılığı ile araştırmamıza katılabilirsiniz..

 https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSfe5rkBJAIJokp56SrpGYhy2Mr4_gtCy6MCu9fC63rEa_L6iQ/viewform

Salı, 03 Temmuz 2018 14:43

ENFLASYON %9,17 MAAŞ ARTIŞ ORANI %8,67

 

Henüz bir yıl üzerinden geçmemiş olmasına rağmen Yetkili Konfederasyon ve İş kolu sendikalarının Toplu İş Sözleşmesini nasıl bir öngörüsüzlükle imzalanmış oldukları ortaya çıkmıştır.

4.Dönem Toplu İş Sözleşmesi gereğince 2018 ikinci altı aylık maaş artış oranı %3,5’dir.

Tartışmalı enflasyon sepeti verilerine göre 6 aylık enflasyon oranlarının %9,17 olduğu ekonomik şartlarda emekçilere %8,67’lik bir oranın lütuf olarak sunulması ve tüm basın yayın organlarından haberleştirilmesi mutfaktaki yangını gizleyemeyecektir.Neden 6 aylık enflasyon %9,17 iken maaş artış oranı %8,67'dir?

Ayrıca yılın ikinci 6 ayında VERGİ DİLİMİ ’ne girilmesinden dolayı Gelir Vergisi oranının artması ile ayrıca emekçilerin maaşlarında kesintiler yapılmaktadır.

TÜİK’in altı aylık enflasyon rakamlarını açıklaması ile Kamu görevlileri ile emeklilerin aylıklarına 2018’in ikinci 6 aylık dönem için yapılacak maaş artış oranı netleşti.

4.Dönem Toplu İş Sözleşmesi hükümlerine göre 2018 yılının ilk altı aylık dönemine ilişkin enflasyon artış oranı %4’ten fazla çıkan kısmı 1 Temmuz 2018 tarihi itibari ile yapılacak %3,5 oranındaki maaş zammına eklenecek.

Bu gün açıklanan Haziran 2018 ayı enflasyon rakamlarına göre, Altı aylık enflasyon artışı %9,17 olarak gerçekleştiğinden, %4’ten fazla çıkan %5.17’lik kısım maaşlara enflasyon farkı olarak yansıyacaktır.

1 Temmuz 2018 tarihinden geçerli maaş zammı oranı %3,5+%5,17=%8,67 olacak

 

 

Cuma, 29 Haziran 2018 09:55

DT KOORDİNASYON TOPLANTISINA KATILIM

2018 KOORDİNASYON TOPLANTISI

01-02 Haziran 2018 Tarihlerinde düzenlenen Devlet Tiyatroları Koordinasyon toplantısına Genel Başkanımız Ferahi VARDAL ve Genel Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Sekreterimiz Murat ÇİDAMLI katılım sağlamış ve bir bildiri sunumu gerçekleştirmişlerdir.Genel başkanımız Ferahi VARDAL tarafından sunulan bildirimizde Devlet Tiyatrolarının gelecek sezon öncesinde yapmaları gerekenler kısaca aktarılmıştır.

Devlet Tiyatrosu’nun değerli çalışanları sizleri selamlıyorum. 2017-2018 tiyatro sezonunun değerlendirilmesi ve 2018-2019 tiyatro sezonunun planlanması amacıyla gerçekleştirdiğiniz bu Koordinasyon Toplantısına emekleriyle katkısı olan herkese teşekkürlerimizi sunarız. Devlet Tiyatrosu’nun sorunlarının masaya yatırıldığı, geleceğe dair planlama ve stratejinin çalışanlarla paylaşıldığı bu çok değerli toplantı ne yazık ki bir dönem kesintiye uğramıştı. Geçen yıl yeniden gerçekleşen ve önümüzdeki yıllarda genişleyerek gerçekleştirilmesini umduğumuz bu önemli toplantıya bu yıl sendikamız Kültür, Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası olarak yeni bir yönetim ve yeni bir anlayışla katılıyoruz.

Üyelerinin tabandan tavana, yerel ölçekte örgütlendiği ve temsil edildiği bir sendikacılık hareketini hayata geçirme konusunda sizlerin katkılarını her alanda beklediğimizi öncelikle dile getirmeliyim. Kültür ve Sanat faaliyetlerinin her alanında olduğu gibi Devlet Tiyarosu’nun sanatsal üretim ikliminin her aşamasında da çalışanların, üretenlerin, sanat emekçilerinin yanında yer almaya devam edeceğiz. Sendikamız özlük haklar, hukuki, mali konular, kadın ve LGBTİ çalışanların ve her türlü ayrımcılığa maruz kalan bireylerin, kurumsal mobbing ve taciz sorunlarının alanında mücadele ettiği-edeceği gibi, kurumun temel etik-estetik sorunlarının, Türkiye kamuoyu gözündeki değerinin ve bir bütün olarak Kültür- Sanat alanındaki varlık sınırlarının yanında mücadelesini sürdürecektir. 

TÜSAK adı altında, kültür-sanat alanında faaliyet gösteren kurumların tamamen akıl ve vicdan dışı bir oluşum içinde bir araya getirilerek, bir cendereye hapsedilme çabasına hep birlikte tanık olduk. Bu sürece alanda faaliyet gösteren demokratik Kitle Örgütleri ve aklı-sağduyusu yerinde bireyler olarak haklı itirazlarımızla karşı durduk ve bu süreci engelledik. Kendinden ve kendi ideolojisinden başka her türlü varlık alanını değersizleştiren iktidar odaklarının sanata ve sanatçıya saldırılarına hep birlikte tanık olduk ve bu saldırılara karşı hep birlikte göğüs gerdik.

Çağdışı sansüre, kültürel varlıklarımızın rant uğruna yağmalanmasına, kar odaklı sanatsal yapılanmalara, çalışanların haklarının gün be gün tırpanlanmasına, kadının sahnedeki varlığını tehdit olarak algılayan çağdışı örümcek zihinli kafalara hep birlikte tanık olduk, bunlara karşı direndik ve sonuna kadar direnmeye devam edeceğiz. Bu gerici- liberal yağma ekonomisinin emek cephesi karşısındaki yeni hamlelerinin farkındayız. TÜSAK ile beynimize, sahnemize, tarihi ve kültürel mirasımıza istediği gibi çöreklenemeyen rant cephesi bu kez de Kültür ve Turizm Bakanlığı’nı ilga ederek, “Kültür” kısmını Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlamaya çalışarak neyi hedeflemektedir?

Eğitim sistemini bir türlü düzenleyemeyen, ülkemizin geleceği olan minik beyinleri yaz boz tahtası haline getirdiğini kendi bile itiraf eden iktidar; ısrarla çalışanların, sanat emekçilerinin, meslek örgütlerinin ve sanat disiplininde faaliyet gösteren bilim insanlarının görüşlerine başvurmadan böyle bir düzenleme girişimiyle adeta sahnelerimizin altına dinamit lokumu yerleştirmektedir. Kültür-Sanat alanının politika ve politikacılar tarafından böylesine özensiz, böylesine hor kullanıldığı, manipüle edildiği bir tarzı siyaset kültürel hayatımıza hiçbir fayda sağlamayacağı gibi, sadece ve sadece bu milletin kalbine bir hançer olup saplanmaktan öteye gitmeyecek bir hamledir.

Biz sendika olarak bu yıl yeni bir çalışma yürütmeye başladık. Çalışanlarımızın sorunlarıyla ilgili küçük bir alan araştırması gerçekleştirdik. Vaktimiz ve kaynaklarımız kısıtlıydı. Önümüzdeki dönemde bu çalışmayı profesyonelleştirerek yürütmeyi hedeflemekteyiz. Ancak bu küçük çalışma bile, bilimsel istatistiki veriler içermemesine, her kategorideki verinin analizinin yeterli antropolojik-sosyolojik bilgiyle, süre darlığı nedeniyle işlenememesine rağmen oldukça çarpıcı. Geliştirerek raporlaştıracağımız bu çalışmanın önemli bazı başlıklarını sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Bu çalışmanın, yüz yüze gerçekleştirdiğimiz görüşmeleri neticesinde ortaya çıkan en önemli gerçek, her birimden çalışanın kendini “değersiz” hissettiği gerçeğidir.

Devlet Tiyatroları çalışanları yaşadığımız yaklaşık 6 yıllık süreçte kapatılma, lağvedilme, basın yoluyla aşağılanma, ücretlerin reel ve gizli enflasyon karşısındaki erozyonu sonucu bu değersizliği yaptığımız her görüşmenin ana fikri olarak tarafımıza iletmişlerdir. Gelir darlığı ve özlük hakların durağan seyri karşısında öz saygısını ve toplumsal itibarını yitiren bireylerden oluşan bir kurum bırakınız sanat üretimini, onurlu bir hayat sürdürme temel insan hakkının ona verdiği özgür ve güvenli yaşam standartları açısından da tehdit altında olacaktır.

8 yıldır açılmayan sanatçı ve teknik personel kadro sınavı bölge tiyatrolarımızı kapanmanın eşiğine getirmiş, merkezlerde Süreli Sözleşmeli Personel ve Mezun Sanatçı ile kadrolular arasında sınıfsal ve sosyal çatlaklar oluşmasına yol açmıştır. İcra görevini yerine getirmekle yükümlü iktidar, sermaye sınıfından yana aldığı tavırla, çalışanlarımızı esnek çalışma düzenlemeleri ile temel insan haklarından olan sosyal güvenlik ve eşit işe eşit ücret haklarından mahrum bırakmaktadır. Tiyatro alanında faaliyet gösteren memur ve teknik personel diğer iş kollarından farklı ve özellikli eğitim ve hassasiyetlere haiz olmak durumundadır. Sahne marangozu mobilyacıdan, Işık biriminde çalışan yaratıcı ve teknik kadro elektirikçiden ve sahne terzisi overlokçudan tamamen farklı yeteneklere haizdir.

Üyelerimizin temel sorun, görüş ve önerileri aşağıda sıralanmaya çalışılmıştır:

* Aldıkları ücretin yıllar karşısında eriyerek dizi ve yan sektörlere bağımlı hale gelmeleri.

*Kurumda çalışan-çalışmayan ayrımının yapılmaması ve bunun ücretlere pozitif yönde yansımaması. Bu kendi içinde şu hassas noktaları içermemektedir. Kötü niyet harici çeşitli nedenlerle zorunlu olarak çalışamayan bireylerin ücretleri Teşvik İkramiyesi korkusuyla baskılanmamalıdır. Kadın sanatçı personel oynamak istediği halde oyunlardaki kadın rollerinin azlığı sonucu görev dışı kalmaktadırlar. Kadınların sahnede yer almasının önünü açacak her türlü proje ivedilikle hayata geçirilmelidir. Bir diğer husus sadece sahneye çıkma sıklığına bağlı olabilecek skor sistemi sanat alanında bağlayıcı değildir. Üstün gayret ve üstün yetenek ek ücretlendirmelerle değerlendirilmeli, kazanılmış hakların budanması sanatçıların ensesinde Demokles’in kılıcı misali bir tehdit unsuru olarak sallandırılmamalıdır. Aynı zamanda sanat yönetmeni olan müdürler ve sanatçıların oylarıyla seçilecek bölgesel sanat yönetim kurulları aracılığı ile çalışanların ücret politikası farklı bir anlayışla yeniden oluşturulabilir. Bu önerilen sistem, özerk ve özgür sanat kurumu yapılandırılması olarak geçmişte gündeme pek çok kez gelmiş, ancak yönetenlerin çıkarları açısından sürekli olarak geri bırakılıp, hayata geçirilmemiş özerk sanat kurumu sistemdir.

*Memurlar için yaklaşık yedi yıldır görevde yükselme sınavları yapılmamıştır. Bütün birimlerde Şef kadrosu için yükselme sınavı her yıl açılabilmelidir.

* 3600 Ek Gösterge bütün birimlerden aldığımız ortak bir taleptir. Emekli olan arkadaşlar emekliliklerinde, çalıştıkları aylardan yüksek maaş almakta, bu yüzden yetişmiş personel açısından sürekli kan kaybı yaşanmaktadır kadrolarının B kadrosuna geçişi için acil çalışma yapılmalıdır. Buna ek olarak maaşların temel tabanını oluşturan aylık göstergede yapılabilecek iyileştirme normalde Toplu iş Sözleşmesinde yetkili sendikanın gündeme getirmesi gereken, çalışanların sürekli altını çizmesi gereken bir başka husustur.

* Bayan Terzi Atölyesi mekânsal olarak yetersizdir. Bu KİK toplantılarında defalarca dile getirilmiş ancak çözüm yoluna gidilememiştir. Havalandırma, çalışma alanının temizliği ve sosyal yaşam alanı yeniden düzenlenmelidir. Sahnede görevli giydiriciler ve atölye görevleri yeniden düzenlenmelidir. Giydiricilerin görevli oldukları oyunlara devamı özel önem arz etmektedir. Oyun çakışması dolayısıyla yaşanan karmaşa sahneye yansımaktadır.

*Tesislerde acil müdahale ekipmanı ve görevli doktor bulundurulması zorunludur.

*SSP’liler için; puantaj kaydı 26 değil 30 gün üzerinden tutulmalıdır. Yıllık izinler zorunlu 15 gün üzerinden değil, yıllık ücretli izin kriterlerine göre yeniden düzenlenmelidir. Sigortalı giriş ve çıkışları önüne geçilerek kıdem tazminatı hakkı sağlanmalıdır. Teknik kadro sınavı açılmalıdır. 

*Yapılan sınav ve atamalarda liyakat ve objektif kriterler göz önünde bulundurulmalı, sınavlar şeffaf, torpil şaibesinden uzak ve tarafsız jüriler eşliğinde gerçekleştirilmelidir.

* Tayinlerde diğer bütün kurumlarda uygulanan sürekli görev yolluğu hakkı kurumumuzca her hangi bir dava konusu oluşturulmadan ödenmelidir.

* Devletimizin zarara uğratılmaması adına, emsal teşkil eden bütün mahkeme kararları derhal uygulanmalıdır.

*Sahneye bağlı çalışan İdari Müdür, Gişe Memuru, Bilet KONTROL Memuru, Teşrifatçı ve benzeri idari personelin tüm bölge müdürlüklerinde çalışma şartları ve eğitimleri standart hale getirilmelidir.

* Büyükşehir statüsüne sahip illerde bulunan müdürlüklerdeki idari personel, gündüz servislerinden faydalanmalıdır.

* Sahne ve atölyelerin temizliği hizmet alımı yoluyla, sezonda en az iki kez biyolojik ve serbest radikaller açısından en son teknolojiyle sağlanmalıdır.

* Bağlı sahnelerin ışık ve ses tertibatlarında standardizasyona gidilmelidir. Sahne girişleri, personelin elle taşıma yaptığı gerçeği göz önünde bulundurularak yeniden düzenlenmelidir. Aksi takdirde oluşabilecek bedensel bütünlük ihlalleri iş kayıplarından idare sorumludur.

*Kondüvitler dijital sistem açısından iç eğitime tabi tutulmalı, analog sistem dijital sistem ile değiştirilmelidir. KONDÜVİTLERE KULAK-RİTM VE TEMEL SOLFEJ EĞİTİMİ VERİLMELİDİR.  Bu çalışma sonrası, Opera ’da olduğu gibi,  C kadrosundan B kadrosuna geçişleri sağlanmalıdır.

* Sinevizyon çalışanları bilimleştirilmeli, var olan ekipmanın yıllık bakımı mutlaka sezon öncesi yapılmalı ve pahalı hızla eskiyen teknoloji satın alınması yerine kiralama olanaklarının önü açılmalıdır.

* Yurtiçi görev harcırahları iyileştirilmelidir. Turne öncesi turne öncüsü sistemi her düzeyde uygulanmalıdır.  Kültür Müdürlüklerinin afiş ve bez pankart dağıtımında gönülsüz çalıştığı bölgeler tespit edilmeli ve önlem alınmalıdır. Bilet satışı ve seyirciyle buluşma gibi en önemli bir görev denetlenemez hale gelmiştir. Konuyla ilgili Ar-Ge çalışmaları ivedilikle hayata geçirilmelidir.

* Atölyelerde kullanılan her türlü kimyasal malzemenin Avrupa Standartları uygunluk kriterleri açısından denetimi üçüncü şahıslara yaptırılmalıdır. Kanserojen boya ve malzemeler uygulayan teknik ve kullanan sanatçı personel açısından hayati önem arz etmektedir.

* Bir cezalandırma yöntemi olarak beli bir birimde çalışan bir birey, yönetimle ters düştüğü, mahkemelik olduğu bir durumda temel disipliniyle ilgisiz bir başka birimde görevlendirilmemelidir. 

*İstanbul Devlet Tiyatrosu Yeni Bosna tesislerindeki teknik sorunlar KİK kararlarında uzlaşılan ilkeler doğrultusunda düzenlenmelidir. 

* İrfan Şahinbaş Atölyelerindeki Operaya ait alan konusunda girişimde bulunulmalı, bu alan atölyelerin ihtiyaçları, prova salonu, sosyal tesis ve kreş imkanı verecek şekilde yeniden düzenlenmelidir.

SAYGILARIMIZLA.

FERAHİ VARDAL

KÜLTÜR SANAT VE TURİZM EMEKÇİLERİ SENDİKSI GENEL BAŞKANI