Kültür Sanat Sen

Kültür Sanat Sen

Milyonlarca kamu emekçisini ilgilendiren toplusözleşme görüşmeleri KESK’lilere dönük polis saldırısıyla başladı.

Kamu emekçilerini ilgilendiren toplusözleşme polis saldırısıyla başladı

Milyonlarca kamu emekçisini kapsayan toplusözleşme görüşmeleri, polis saldırısıyla başladı. KESK üyeleri taleplerini açıklamak için bakanlık yakınına yürümek isteyince polisin biber gazlı saldırısına maruz kaldı. Bakanlık salonunda dışarıdaki saldırıya tepki gösteren KESK Genel Sekreterine Memur Sen görevlileri “Çıkın dışarıda yapın açıklamanızı” diye sataştı.

Hükümet ile kamu emekçileri konfederasyonları arasında, önümüzdeki iki yılı kapsayacak olan toplu sözleşme görüşmeleri başladı. Çalışma Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığında  yapılan toplantı öncesinde KESK üyeleri Milli Kütüphane önünde toplandı. Edirne, Muğla, Van ve Artvin'de toplanarak 4 koldan Ankara'ya gelen KESK üyeleri, buradan bakanlık yakınındaki su deposuna yürümek, taleplerini açıklamak istedi. Fakat polis yürüyüşe izin vermedi, sadece bir grubun basın açıklaması yapabileceğini söyledi. Ancak KESK yöneticileri üyeleriyle birlikte basın açıklaması yapmak istedi. Çıkan tartışmanın ardından polis kamu emekçilerine biber gazıyla saldırdı. KESK üyeleri saldırıya “Emekçiye değil çetelere barikat” sloganlarıyla tepki gösterdi.

Polis saldırısında biber gazından etkilenen, yaralanan ve gözaltına alınan kamu emekçileri oldu. KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen de saldırı sırasında kolundan yaralandı. KESK Eğitim, Örgütlenme ve Basın Yayın Sekreteri İlhan Yiğit, Haber Sen Genel Sekreteri Burak Ustaoğlu ve Tarım Orkam-Sen Genel Başkanı Hamit Kurt'un da aralarında olduğu 6 kişi gözaltına alındı. Ayrıca KESK Eş Genel Başkanları Aysun Gezen ve Mehmet Bozgeyik’in, OHAL kapsamında çıkarılan KHK'ler ile ihraç edildiği için görüşmelere katılmasına izin verilmedi.

KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen de saldırı sırasında kolundan yaralandı. 

MEMUR SEN'LİLER POLİS SALDIRISINA ARKA ÇIKTI

Bakanlık dışında kamu emekçileri polis saldırısına uğrarken içeride de gerginlik çıktı. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk'un gelmesi beklenirken KESK Genel Sekreteri Ramazan Gürbüz, polisin kamu emekçilerine saldırmasına tepki gösterdi. KESK üyelerinin taleplerini açıklamasına izin verilmediğini söyleyen Gürbüz'e Memur Sen'liler “Çıkın dışarıda yapın açıklamanızı” diye karşılık verdi. Bir süre yapılan atışmaların ardından gerginlik sona erdi.

MEMUR SEN YÜZDE 8+7 İSTEDİ

Yetkili konfederasyon Memur Sen, 2020 yılı için 1 Ocak’tan geçerli olmak üzere yüzde 3 refah payı ve taban aylığa 200 TL seyyanen artış istiyor. Birinci 6 ayda yüzde 8, ikinci altı ayda yüzde 7 zam isteyen Memur Sen, sözleşmeli personel çalışmasına son verilmesi, gelir vergisinde yıl boyu yüzde 15 sabit oran uygulanması ya da yüzde 15’i aşan kısmın kamu işvereni tarafından karşılanması, kreş hizmeti sunulması ya da 754 TL kreş yardımı yapılması taleplerini öne sürdü. Memur Sen'in bir başka talebi ise toplusözleşme masasına diğer konfederasyonların değil sadece kendisinin oturması.

BAKAN'DAN "SALDIRI SAVUNMASI"

KESK Genel Sekreteri Ramazan Gürbüz, anayasada güvenceye alınmış demokratik haklarını kullanamadıklarını, yürüyüş yapmak istediklerinde polisin üyelerine saldırdığını söyledi. Bu sırada araya giren Bakan Zümrüt Selçuk, yürüyüş için valiliğe güzergah bildirilmediği iddiasıyla polis saldırısını savundu.

KESK YÜZDE 38 TALEP ETTİ

KESK, eşi çalışmayan, iki çocuklu en düşük kamu emekçisinin maaşının 2020 yılı için eş, çocuk, kira, yemek yakacak yardımı ile birlikte AGİ hariç 6 bin 838 liraya çıkarılmasını istiyor. Böylece ücretlerde yüzde 38 zam talep eden KESK, 2021 yılı için ise gerçekleşen enflasyon artı 3 puan refah payı talep ediyor. KESK'in diğer talepleri de vergi oranının düşürülerek sabitlenmesi, ücretsiz kreş ve servis hakkı, partizanca uygulamalara son verilerek liyakatin esas alınmasını, mülakat ve güvenlik araştırmasına, kadın emekçilere yönelik ayrımcı uygulamalara son verilmesi.

KAMU-SEN KAYIPLAR KARŞILANSIN

Kamu-Sen'in talebi ise geçmiş dönemdeki erimenin giderilmesi. Sadece 2018 yılında bu kaybın 600 TL olduğuna dikkat çeken Kamu-Sen de yüzde 3 oranında refah payı istiyor. Kamu Sen'in talebinin kabul edilmesi halinde 3 bin 18 lira olan en düşük memur maaşı 2020 sonunda 4 bin 509, 2021 sonunda ise 5 bin 417 liraya çıkacak. (Ankara/EVRENSEL)

 

 

5 milyon kamu emekçisi ve emeklisini ilgilendiren toplu sözleşme görüşmeleri polis saldırısı ile başladı. KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, Ankara’ya yürüyen emekçilere yapılan saldırıyı kınadı

Burcu Cansu BURCU CANSU-BİRGÜN

1 Ağustos, 2019 13:55

5 milyon kamu emekçisi ve emeklisini ilgilendiren toplu sözleşme görüşmeleri için yurdun dört bir yanından Ankara’ya yürüyen KESK üyelerine polis biber gazı ile saldırdı.

Aralarında MYK Üyesi İlhan Yiğit, Haber Sen Genel Sekreteri Burak Ustaoğlu, SES Kadın Sekreteri Selma Atabey, Tarım Orkan-Sen Başkanı Hamit Kurt’un da bulunduğu çok sayıda KESK’li gözaltına alındı. Gözaltına alınan KESK üyeleri serbest bırakıldı.

Polis saldırısında doğrudan gözüne biber gazı sıkılan Tüm Bel-Sen Genel Başkanı Erdal Bozkurt hastaneye kaldırıldı.

Kayıplarının telafisini, insanca yaşam ve güvenceli iş, güvenceli gelecek haklarının garanti altına alınmasını isteyen kamu emekçileri ve emeklilerinin Çalışma Bakanlığı’na yürüme talebi çevik kuvvet tarafından engellendi.

KESK MYK’si Çalışma Bakanlığına yürüme ve Bakanlık önünde taleplerini dile getirme talebinde ısrarcı olduğunu belirtti.

İlginizi çekebilir:  Ankara Valiliği taşınıyor

Polis ise “60 kişi Bakanlık önünde açıklama yapabilirsiniz” dediğinde bunun kabul edilemez olduğu belirtildi.

Yolları kesilen KESK üyeleri, “Toplu sözleşme hakkımız, grev silahımız” , “Güvenceli iş, güvenceli gelecek” sloganları atmaya başladı.

Polis sürekli “Grubunun içinde bulunan gazeteciler ayrılmamız gerekiyor birazdan müdahale edilecek” anonsu geçti.

Kitlenin yüzde 70ini farklı alanlara dağıtan polis, oturma eylemi yapan KESK üyelerinin Bakanlık önüne kaldırımdan yürümesine izin vereceğini belirtti.

KESK Eş Genel Başkanları ise bütün kitlenin yeniden birleştirilmesini ve o şekilde gitmeyi kabul etme konusunda ısrarcı olduğunu söyledi.

KESK ÜYELERİNİN TALEPLERİ

• Tüm kamu emekçilerine kamu ulaşım araçlarından faydalanacağı ücretsiz aylık abonman kartı verilmesi

• Tüm kamu emekçilerine yılda iki kez brüt asgari ücret tutarında ikramiye verilmesi

• Göreve ilk başlayan kamu emekçilerine iki maaş tutarında ‘hoş geldin ikramiyesi’ verilmesi

• Ücretsiz kamu kreşleri açılıncaya kadar 0-6 yaş arasındaki her çocuk için 750 TL tutarında kreş yardımı verilmesi

• 2,13 TL olan fazla mesai ücreti maaşının aylık çalışma saati olan 140 bölünmesi sureti ile bulunan tutara çıkarılması

• Asgari ücretin vergi dışı bırakılması

• Lisans ve ön lisans mezunu tüm kamu emekçilerinin ek göstergesinin 3600’e çıkarılması

• Zorunlu BES kesintisinin kaldırması

• Mevcut emekli maaşlarının artırılması

• EYT haksızlığına son verilmesi ve kadın çalışanların 20 hizmet yılı, erkek çalışanların 25 hizmet yılı dolduğunda yazılı talepleri halinde emekli olma hakkı kazanması

• Kademeli geçişle ilgili yaş hadleri uygulanmaması, 5510 sayılı kanunda kademeli geçiş süresinin sonundan itibaren öngörülen yaş hadleri yerine kadınlarda 50, erkeklerde 55 yaşın dikkate alınması

• Ek ödeme adaletsizliğinin ortadan kaldırılması, farklı kamu kurumlarında aynı unvanda çalışan tüm kamu emekçileri arasında ücret eşitliğinin sağlanması

• 4/C den 4/B ye geçen personelin mevcutta yüzde 20 olan ek ödeme tutarının kademeleri temel alınarak yüzde 70 ile yüzde 105 bandına çekilmesi.

KAMU EMEKÇİLERİ AÇLIK SINIRINDA

Konuya ilişkin BirGün’e konuşan KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, en düşük ücret alan kamu emekçisinin maaşının yoksulluk sınırının üzerine çıkarılması gerektiğini vurguladı.

Gezen, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz KESK olarak bu konuyla alakalı birçok basın açıklaması yapmıştık. Biz farklı bir hesaplama yöntemi öneriyorduk. Asgari geçim indirimi üzerinden bir hesaplama yapılmasını söylüyorduk. Bunun belirlenmesi için komisyonlar oluşturulmasını talep ediyorduk. Bu taleplerimiz yıllardır dikkate alınmadığı için yoksulluk sınırı üzerinden hesaplamalar yaptık. Geçtiğimiz sözleşme üzerinden yoksulluk sınırı maalesef %37 yükseldi. Dolasıyla geçmişten bugüne kamu emekçilerinin enflasyon karşısındaki kayıpları bugün birikerek kamu emekçilerini açlık sınırına itmeye başladı. Bizim savunduğumuz en düşük ücret alan kamu emekçisinin maaşının yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmasıdır.”

Polis saldırısına da tepki gösteren Gezen, “Dört bir yandan arkadaşlarımız kalkıp Ankara’ya geldiler. Biz bu istekleri kabul etmediğimizi ve kitleyi bölmeyerek yürüyüşe devam edeceğimizi söyledik. Bunun üzerine polis saldırısı gerçekleşti. Bu saldırılara karşı oturma eylemi başlattık. Bunun üzerine oturma eylemine de saldırdılar. Ben ve arkadaşlarım ciddi şekilde darp edildik. Biz durumu kamu emekçilerine kurulmuş bir barikat olarak değerlendiriyoruz” ifadelerini kullandı.

Devlet Tiyatroları Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüklerinde görev yapan sanat emekçilerinin dikkatine!

Kurumlarda ssp, misafir, mezun, figüran pozisyonlarında çalışan arkadaşlarımızla ilgi çıkarılan yönetmeliğe, Sendikamiz Kültür Sanat-Sen tarafindan açılmış yada açılması düşünülen bir dava söz konusu değildir.

Dava konusu olması düşünülen Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğünün çıkardığı yönetmeliktir. Güzel sanatlara bağlı koro ve topluluklarda görevli misafir sanatçı arkadaşlarımız mağdur edilmiştir. Şu haliyle uzun yıllar özveriyle güvencesiz çalışmış bir çok sanatçı arkadaşımızın sözleşmesi yenilenmeyecek yani Ocak Ayı itibariyle işsiz kalacaklardır. Geriye kalan arkadaşlarımızın bir kısmına tam zamanlı sözlesme yapılacak olup buyuk bir kısmı ise puantajli çalışmaya mecbur birakilacaklardir.

Dolayısıyla tam zamanlı çalışma umuduyla bekleyen sanat emekçilerinin, oluşacak hak kayıplarına karşı sonuna kadar yanında olduğumuzu bu durumla ilgili ise bir dizi eylem ve etkinlikte bulunacagimizi bildiririz.

Herkese güvenceli iş, güvenli bir gelecek istiyoruz. Bunun teminatı ise örgütlü mücadelemizdir.

Çarşamba, 10 Temmuz 2019 08:40

BASIN AÇIKLAMASI

EVRENSEL HABER

Kültür Sanat Sen, sözleşmeli personel yönetmeliğine tepki gösterdi

Kültür Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü sözleşmeli personel yönetmeliğine mezuniyet şartı getirilmesine ilişkin basın açıklamasında bulundu.

KESK’e bağlı Kültür Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası (Kültür Sanat Sen), geçtiğimiz günlerde yürürlüğe giren, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü sözleşmeli personel yönetmeliğine mezuniyet şartı getirilmesine ilişkin basın açıklamasında bulundu. Açıklamada konuşan Kültür Sanat Sen Genel Başkanı Hülya Eryetli, mezuniyet şartının akla ve adalete sığmadığını ifade etti.

Hülya Eryetli, Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemine geçilmesiyle “yasaları uyumlulaştırma” amacıyla yayınlanan 703 sayılı KHK’nın kamuda yeni bir istihdam biçimi doğrduğunu aktardı. Bu yolla, kamu hizmetlerinin piyasa koşullarına teslim edildiğini ifade eden Eryetli, “Güvenceli istihdamın yerini güvencesiz istihdam biçine bıraktığı, liyakatsizliğin, keyfiyetli yönetimin önünü açan, hukuki zeminin kaydığı bir süreç yaşanmaktadır.” dedi. 703 Sayılı KHK ile oluşan yeni istihdam biçimi ile sanat kurumlarında üç tip sözleşmeyle personel çalıştırılmaya başlanıcağını belirten Eryetli, “ Bu sözleşmeler tam zamanlı, kısmi ve projelerle sınırlı olarak yapılacaktır. Başta belirtilen tam zamanlı, kısmi ve proje başına çalışma biçimleri detaylandırılmış ve ‘Ayın veya haftanın belirli günleri ya da saatleri’ şeklinde düzenlenmiştir. Yönetmelikler genel olarak kölelik sisteminin hayata geçirilebileceği şekliyle yayınlanmıştır” şeklinde konuştu.

"ÇOK SAYIDA SANAT EMEKÇİSİ İŞSİZ KALACAK"

Yönetmeliğin, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğünün özgünlüğünü göz ardı ettiğini vurgulayan Eryetli, yönetmeliğin bu şekilde kalması halinde çok sayıda sanat emekçisinin işsiz kalacağına dikkat çekti. Eryetli, yönetmelikte “Personelde aranacak şartlar” başlığı altındaki madde de semezan ve mehteran için herhangi bir şart getirilmezken, ses sanatçıları için 4 yıllık fakülte zorunluluğu, dansçılar için ise güzel sanatlar lisesi ve yüksek okul şartı getirildiğini aktardı. Bundan sonraki alımlarda bu maddeye karşı olmadıklarını belirten Eryetli, “ Kurumlarda yıllardır çalışan hatta emekliliği gelen sanbat emekçileri için bu koşul aranmamalı ve yönetmeliğe bununla ilgili bir ek madde konulmalıdır” diye ifade etti. İşe alım ve çıkarım işlerini yürütecek kurulun oluşumu aşamasında kurul üyelerinin yeterli seviyede olup olmayacaklarının da muğlak olduğunu söyleyen Eryerli, “ Bu istihdam biçimi, geleceğin istihdam biçimi olarak kabullenilemez. Sadece çalışan hakları değil halkın kamu hizmet hakkını sağlıklı alabilmesi için de çalışanlar güvenceli olmalıdır” dedi. Eryetli, haksız uygulamalara karşı güvenceli iş ve güvenli bir gelecek için tüm sanat emekçileriyle mücadeleye devam edeceklerini belirtti. (Ankara/EVRENSEL)

Kültür ve Turizm Bakanlığında kadın çalışanların daha çok ayrımcılığa maruz kalıyor

11 Nisan 2019 10:00

Derya KAYA // Ankara

Kültür ve Turizm Bakanlığında örgütlü olan Kültür Sanat-Sen, kadın emekçilerle anket çalışması gerçekleştirdi. İş yerinde ayrımcılık ve mobbing kadınlar en çok dile getirdiği sorunlar oldu.

Kültür Sanat-Sen’in, örgütlü olduğu Kültür ve Turizm Bakanlığında yaptığı araştırmada, iş yerlerinde “ayrımcılık” gibi sorunlar kadınlar tarafından daha fazla dile getirildi. Araştırmada mobbing sorunu yaşadığını düşünenlerin yüzde 80’nin kadın olması, Bakanlıkta erkeklere oranla daha az kadının istihdam edilmesi önemli sorunlar olarak ortaya çıktı.

KESK’e bağlı Kültür Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası (Kültür Sanat-Sen) kadın çalışanların çalışma yaşamındaki sıkıntılarını tespit etmek ve kadın istihdamını araştırmak amacıyla anket ve araştırma çalışması gerçekleştirdi. Kültür Sanat-Sen Genel Kadın Sekreteri Özlem Toprak Cihan tarafından raporlaştırılan araştırma, yüzde 35’i kadın olan Kültür ve Turzim Bakanlığında 37 farklı ilden 162 erkek ve 260 kadın toplam 422 kamu emekçisi ile gerçekleştirildi.

‘SENDİKALAR İLGİSİZ, HAKLARIMIZI YETERİNCE SAVUNMUYOR’

Ankete katılım sağlayan 82 kişinin sendikal üyeliklerinin bulunmadığı araştırmada, üye olmayan katılımcıların üye olmama gerekçelerini şu şekilde ortaya çıktı: “Sendikaların tarafsız olmadığı düşüncesi, duyarsız ve ilgisiz olunduğu, bilgilendirilme eksikliği, üye olduğu sendikadan kaynaklı tayin aşamasında problem çıkması, sendikaların samimi bulunmaması, iş ile siyasetin birbirine karıştırılması, özlük haklarının yeterince savunulmadığı düşüncesi, kişileri sendikaların iyi temsil etmediği düşüncesi, işveren esaslı çalışılmaların yapıldığı ve haklarımızın korunmadığı düşüncesi, korku, aday memurluk ve sözleşmeli statüsünde sendikal hakkın olmaması”.

‘SENDİKALAR KADIN SORUNLARIYLA İLGİLENMİYOR, YETERLİ KADIN YÖNETİCİ YOK’

Sendika yöneticiliğinde kadınlara daha az imkan sağlandığı ya da kadınların daha az tercih etmiş olduğunun ortaya çıktığı araştırmada, sendikal faaliyetlere katılımda iş yükünün kadınlar üzerinde daha fazla olduğu görülmekte. Araştırmada, sendikal üyeliğin kariyer yükselmesinde engel teşkil ettiğini düşünenlerin çoğunluğunu ise yüzde 56 ile erkekler oluşturdu.

“Sendikanızın kadın sorunlarıyla ilgili yeterince çalışma yürüttüğünü düşünüyor musunuz?” sorusuna 260 kadın kamu emekçisinden sadece 51 kadın olumlu yanıt verirken, 127 kadın yeterince çalışma yürütmediğini, 22 kadın ise bu konuda fikrinin olmadığını belirtti. Ankete katılan kadınların yüzde 59’u sendikalarda kadın yönetici sayısının yeterli olmadığı görüşünü taşırken, ilgisizlikten şikayetçi olan ve yönetici sayısını düşük bulan kadınların yönetici olmak istemedikleri de ortaya çıktı. Ankete katılan 260 kadından 161’i yani yüzde 62’si sendika yöneticisi olmak istemezken, “Sendika yöneticisi olmak ister misiniz” sorusuna sadece 23 kadın yani yüzde 9’u “Evet” cevabını verdi.

‘İŞ YERLERİNDE DE YETERLİ KADIN YÖNETİCİ YOK’

Katılımcılara kendi kurumunda kadın yönetici sayısına ilişkin görüşleri sorulduğunda ise sendika üyesi olan erkeklerin yüzde 40’ı, kadınların ise yüzde 60’ı kadın yönetici sayısını yeterli bulmadığını belirtirken, bu oran herhangi bir sendikaya üye olmayan kadınlarda yüzde 81 olarak araştırma sonuçlarına yansıdı.

‘KADINLAR KAMUDA AYRIMCILIĞA MARUZ KALIYOR’

“Kamuda çalışan kadınlar ayrımcılığa maruz kalıyor mu?” sorusuna kadınların yüzde 63’ü, erkeklerin ise yüzde 53’ü “Evet” cevabını verdiği araştırmada, “Ayrımcılık var” diyenlerin yüzde 66’sını kadınlar oluşturdu. Kamu çalışanlarının en önemli sorunlarına ilişkin birden fazla cevabın işaretlenebildiği soruda katılımcıların yüzde 59’u (yüzde 55’i kadınlar) “Ücret yetersizliği”, yüzde 47’si (Yüzde 43’ü kadın) “Liyakatsiz yöneticilerle çalışma”, yüzde 47’si (yüzde 45’i kadın) “Kariyer ve Liyakatta Kayırmacılık”, yüzde 30’u (yüzde 68’i kadın) “Mobinge Maruz Kalma”, yüzde 24’ü (yüzde 75’i kadın) “Ebeveyn olma durumunda yakın ve güvenilir kreş” cevabını verdi.

‘KREŞ VE AYRIMCILIK’ SORUNLARINI KADINLAR DİLLENDİRİYOR

Katılımcılar işyerlerinde kendi yaşadıkları en önemli sorunları ise mobbing, haksız atama ve tayinler, ücret adaletsizliği ve amirlerle yaşanan sorunlar olarak belirtti. Kreş ve kadına yönelik ayrımcılık gibi sorunların sadece kadınlar tarafından dile getirildiği görülürken, mobbing sorunu yaşadığını düşünenlerin de yüzde 80’ini kadınlar oluşturdu.

‘DAHA FAZLA KADININ KATILIMI SAĞLANMALI’

Kültür Sanat-Sen açısından ise kadın-erkek üye (E yüzde 56, K yüzde 44) ve yönetici sayısı (E yüzde 60, K yüzde 40) yakın oranlarda olsa da araştırma sonuçlarında, sendikaların kadın sorunlarıyla yeterince ilgilenilmediğini düşünen kadın sayısı oranının da azımsanmayacak kadar fazla olduğu ve yönetici sayısının yeterli olmadığını düşünen kadın sayısının da göz ardı edilmemesi gerektiği belirtilerek bu alanda eksikliklerin giderilmesi, daha fazla kadının katılımını sağlamak için çalışmalar yapılması gerektiğine dikkat çekildi.

Salı, 26 Mart 2019 11:02

BİLGİ EDİNME TALEBİ...

Misafir sanatçı ve benzeri pozisyonlarda süreli sözleşmeli olarak çalıştıran personeller hakkında Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü'nden bilgi edinme talebimize gelen yanıt...

Sayfa 1 / 77