Salı, 01 Nisan 2014 12:43

KÜTÜPHANELER KAPATILIRKEN KÜTÜPHANE HAFTASI KUTLANABİLİR Mİ? Özel

Yazan 
Öğeyi Oyla
(0 oy)

KÜTÜPHANELER KAPATILIRKEN KÜTÜPHANE HAFTASI KUTLANABİLİR Mİ?
Kütüphane Haftası kutlamalarında AKP Yandaşlığı neden öne çıkarılıyor?

Türkiye, bu yıl 50. kez Kütüphane Haftası kutlayacak. 31 Mart- 6 Nisan tarihleri arasında kutlanacak olan Kütüphane Haftası, kutlamadan ziyade kütüphanelerin sorunlarının biriktirilerek tartışılmadığı günler haline gelmiştir. Kütüphanelerin içinde bulunduğu durum hiç de umut verici değildir. Türkiye’deki kütüphaneler, hem sayı, hem içeriğinde yer alan eserler, hem de ziyaretçi açısından oldukça geri duruma getirilmiştir. Halk kütüphanelerinin istatistiklerinden, bu kütüphanelerin kullanıcı ve üye sayılarının yıllar itibariyle düştüğü gözlemlenmektedir. Okul kütüphanelerinin yetersiz kalması nedeniyle kitap okumaktan ziyade ödev yapmak amacıyla gelen sadece öğrencilerin uğrak yeri haline getirilmiştir. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneciler ve Yayımcılar Genel Müdürlüğü ile Türk Kütüphaneciler Derneği tarafından çağrı yapılsa da düzenlenen Kütüphane Haftası programına bakıldığında iktidara yakın çevrelerin yoğun katımı dikkatleri çekiyor. Yeni Şafak yazarlarının öne çıkarıldığı programın teması ise “Hayat Boyu Kütüphaneler” olarak hazırlanmış. Kütüphane sayısının giderek azaltıldığı, 321 kütüphanenin önce protokollerle yerel yönetimlere devredildiği sonra da kapatıldığı Türkiye’de bu tema oldukça “manidar” olmuş.2004 yılında halk kütüphaneleri sayısı 1367 iken 2012 yılında bu sayı 1112’ye düşmüştür. TÜİK verilerine göre halk kütüphanelerinin kullanıcı sayısı 2005 yılında en yüksek seviyesine ulaşarak yaklaşık 20 milyon 706 bin olurken, 2012 yılında bu sayı yaklaşık 19 milyon 545 bine düşerken uzmanlar tarafından yapılan tüm uyarılar görmezden gelindi.
Öncelikle bir ülkenin eğitim sisteminin okuma alışkanlığını geliştirecek, bilimsel eğitim ve öğretimi yaygınlaştıracak, mevzuatları düzenlemesi gerekmektedir. Birbirinden bağımsız olmayan eğitim ve kültürün birlikte yürütülebileceği çalışmaların olmaması, mevcut müfredatlarda kitap ve kütüphanelere önem verilmemesi, kütüphaneciliğin seçmeli ders olarak dahi okutulmaması, çocukları ve gençleri ezberci, bilimsel olmayan kavramlarla kitaplardan tamamen uzaklaştırmıştır. Eğitim politikası kütüphanelerin gelişmesinin önünde engel olması gelecek kuşakların düşünmeyen, araştırmayan, sorgulamayan ve üretmeyen kitlelere dönüştürülmesine neden olmaktadır.
Alınan yayınların bilimsel içerikli, objektif ölçütler doğrultusunda, toplumun gereksinimlerine cevap verebilecek, estetik duygularını geliştirebilecek ve demokrasi kültürünü yerleştirerek toplumun gelişmesine hizmet edecek nitelikte olmalıdır. Ayrıca Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü’nün bütçeden ödeneği yıllar itibariyle gittikçe kısılmış, yetkisi daraltılmış, herhangi bir proje hazırlamak bir yana kanun ve mevzuat konusunda bile yıllarca ilerleme sağlayamamış, uzman personellerinin mali sosyal ve özlük haklarında iyileştirme yapamamışken nitelikli bir hizmet beklentisi de anlamsızdır.Halk kütüphaneleri, mevcut kullanıcı potansiyelinin yanında, aynı zamanda dışlanmış gruplar ve engellilere hizmet sunabilen birer eğitim-kültür merkezi de olmalıdır. Kütüphaneler yerel yönetimlerin insafına bırakılamaz. Kütüphaneciler olarak kütüphanelerin yerel yönetimlere devredilmesini istemiyoruz “Yerel yönetimler, yasal zorunluluk olmadığı sürece politik ve rant getirisi olmayacağı düşüncesiyle kütüphane hizmetlerine yeterli finansal kaynak ayırmayacaktır. Halk kütüphanelerine seçilen kaynakların, yerel yöneticilerin politik tavrına bağlı olarak alınacağı da aşikârdır. Uzman personel eğitim aldığı uzmanlık alanı dışında farklı işlerde kullanılacaktır. Bugün 321 halk kütüphanesi nasıl ilgisizlik, personel yetersizliği ve ödenek yokluğu nedeniyle kapatılmışsa diğerleri de kapanmak zorunda kalacaktır. Ülkemizin toplumsal bellekleri olan kütüphaneler yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Kültür politikaları da en az milli eğitim konuları kadar önemli ve ulusaldır. Halkın okuma alışkanlığı ve orta öğretim den sonra ücretsiz olarak özgürce bilgi ve becerilerini geliştirebilecekleri yerler olan halk kütüphanelerinin yönetici kadroları ihtisas elemanlarından oluşamaması okuma kültürünü yok edecek ve verilen hizmeti niteliksizleştirecektir. Ardından da iktidarlar tarafından devredelim satalım söylemleri başlayacaktır. Gezici kütüphaneler gezemiyor. Halk kütüphanelerinin gezici kütüphane ağları ile desteklenmesi gerekirken var olanlar bile personel ve ödenek yetersizlikleri nedeniyle zaman içinde yok olarak yaşamımızda nostalji olarak yerini alacaktır. Sürekli yön ve muhatap değiştiren halk kütüphanesi politikasının, personel alımı standardı ile de hedefe ulaşamadığı görülmektedir. Bu gün ülkemizin birçok ilçesinde kütüphaneci bulunmamaktadır. Ülkemizdeki uygulamalara bakıldığında, Bilgi –Belge Yöneticileri ve uzmanlarının gerek istihdam edilmelerindeki yaşanan sıkıntılar gerekse bilgi merkezlerindeki alt yapı sorunlarının çözülmemiş olması ülkemizin kültür politikalarını da olumsuz etkilemektedir. Liyakatsiz atamalar, görevden almalar ve sürgünler de cabası.
Yazın ve edebiyat alanında faaliyette bulunan Türkiye Yazarlar Sendikası, Pen Türkiye gibi Edebiyat ve yazın örgütlerinin yer bulamadığı programda düzenlenen panel ve söyleşiler büyük bir titizlikle seçilmiş. Hatta bazı kütüphane temsilcilerinin sunum yapacağı bölümde doğrudan “AKP Kütüphanesi” yer alıyor. Sormak istiyoruz bunca değerli kütüphane kapatılırken AKP’nin Parti Kütüphanesinin ne gibi bir özelliği var ki kendisine Kütüphaneler Haftasında özel yer bulabiliyor. Ayrıca Kütüphane alanında birikmiş onlarca sorunu çözmeyen bir iktidar partisinin eleştirilmesi gerekirken neden partisine kurduğu kütüphane üzerinden reklamı yapılıyor? Üstelik Türkiye Yazarlar Sendikası tarafından Yıldız Sarayı’nda yapılan Edebiyat müzesinin depo yapılmak üzere kaldırılması hafızalarda taze iken etkinliklerin AKP’yi memnun etmek üzere hazırlandığı görüntüsü vermektedir. Diğer yandan Kütüphane Haftası’nın açılış konuşmalarını yapmak üzere bu yıl bir ilk gerçekleştirilerek, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) Kütüphane ve Dokümantasyon Müdürü Mustafa Birol Ülker açılış konuşması yapacaklar arasında ilk sırada yer alacak. Basın yayın ve edebiyat dünyasının bütünün yer aldığı kütüphaneler haftası etkinleri düzenlemek yerine yandaş yazar, kurum temsilcisi ve gazetecilerin öne çıkarılmasında ki amacı merak ediyoruz doğrusu. Hemen her alanda yandaş olma hevesi ve biat kültürü Kütüphaneler Haftası’nda da kendisine yer bulmuş olmasına da anlam veremiyoruz. Kütüphaneler haftasının bu şekilde düzenlenmesine ön ayak olan ve imzası olan kuruluşların bu tavrını kınıyoruz. Siyasi iktidarın, bilimsel bilginin gelecek nesillere aktarılmasında tarih boyunca en önemli paya sahip olan kütüphaneciliğe yaklaşımı ise değersizleştirme, yok sayma ve kendi haline bırakarak giderek yok etme şeklindedir. Siyasi iktidarın, kütüphanelere ve kütüphane emekçilerine yaklaşımını protesto ediyoruz. Kütüphane Haftası’nı kutlamıyoruz.
Kültür Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası (Kültür Sanat Sen ) Genel Merkezi

Okunma 1641 defa Son Düzenlenme Çarşamba, 02 Nisan 2014 09:23