Salı, 27 Mart 2012 00:00

KÜTÜPHANE HAFTASINI KUTLUYOR MUYUZ?

Türkiye, bu yıl 48. kez Kütüphane Haftası kutlayacak. 26 Mart- 1Nisan tarihleri arasında kutlanacak olan Kütüphane Haftası, kutlamadan ziyade kütüphanelerin sorunlarının biriktirilerek tartışıldığı günler haline gelmiştir. Kütüphanelerin içinde bulunduğu durum hiç de umut verici değildir. Türkiye’deki kütüphaneler, hem sayı, hem içeriğinde yer alan eserler, hem de ziyaretçi açısından oldukça geri duruma getirilmiştir. Halk kütüphanelerinin istatistiklerinden, bu kütüphanelerin kullanıcı ve üye sayılarının da yıllar itibariyle düştüğü gözlemlenmektedir. Okul kütüphanelerinin yetersiz kalması nedeniyle kitap okumaktan ziyade ödev yapmak amacıyla gelen sadece öğrencilerin uğrak yeri haline gelmiştir.

Öncelikle bir ülkenin eğitim sisteminin okuma alışkanlığını geliştirecek, bilimsel eğitim ve öğretimi yaygınlaştıracak, mevzuatları düzenlemesi gerekmektedir. Birbirinden bağımsız olmayan eğitim ve kültürün birlikte yürütülebileceği çalışmaların olmaması, mevcut müfredatlarda kitap ve kütüphanelere önem verilmemesi, kütüphaneciliğin seçmeli ders olarak dahi okutulmaması, çocukları ve gençleri ezberci, bilimsel olmayan kavramlarla kitaplardan tamamen uzaklaştırmıştır. Eğitim politikası kütüphanelerin gelişmesinin önünde engel olması gelecek kuşakların düşünmeyen, araştırmayan, sorgulamayan ve üretmeyen kitlelere dönüştürülmesine neden olmaktadır.

Alınan yayınların bilimsel içerikli, objektif ölçütler doğrultusunda, toplumun gereksinimlerine cevap verebilecek, estetik duygularını geliştirebilecek ve demokrasi kültürünü yerleştirerek toplumun gelişmesine hizmet edecek nitelikte olmalıdır. Ayrıca Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü’nün bütçeden ödeneği yıllar itibariyle gittikçe kısılmış, yetkisi daraltılmış, herhangi bir proje hazırlamak bir yana kanun ve mevzuat konusunda bile yıllarca ilerleme sağlayamamış, uzman personellerinin mali sosyal ve özlük haklarında iyileştirme yapamamışken nitelikli bir hizmet beklentiside anlamsızdır.

Halk kütüphaneleri, mevcut kullanıcı potansiyelinin yanında, aynı zamanda dışlanmış gruplar ve engellilere hizmet sunabilen birer eğitim-kültür merkezi de olmalıdır.

Kütüphaneler yerel yönetimlerin insafına bırakılamaz

Kütüphaneciler olarak kütüphanelerin yerel yönetimlere devredilmesini istemiyoruz. “Yerel yönetimler, yasal zorunluluk olmadığı sürece politik ve rant getirisi olmayacağı düşüncesiyle kütüphane hizmetlerine yeterli finansal kaynak ayırmayacaktır. Halk kütüphanelerine seçilen kaynakların, yerel yöneticilerin politik tavrına bağlı olarak alınacağı da aşikârdır. Uzman personel eğitim aldığı uzmanlık alanı dışında farklı işlerde kullanılacaktır.

Ülkemizin toplumsal bellekleri olan kütüphaneler yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Kültür politikaları da en az milli eğitim konuları kadar önemli ve ulusaldır. Halkın okuma alışkanlığı ve orta öğretim den sonra ücretsiz olarak özgürce bilgi ve becerilerini geliştirebilecekleri yerler olan halk kütüphanelerinin yönetici kadroları ihtisas elemanlarından oluşamaması okuma kültürünü yok edecek ve verilen hizmeti niteliksizleştirecektir. Ardından da iktidarlar tarafından devredelim satalım söylemleri başlayacaktır.

Gezici kütüphaneler gezemiyor. Halk kütüphanelerinin gezici kütüphane ağları ile desteklenmesi gerekirken var olanlar bile personel ve ödenek yetersizlikleri nedeniyle zaman içinde yok olarak yaşamımızda nostalji olarak yerini alacaktır.

Sürekli yön ve muhatap değiştiren halk kütüphanesi politikasının, personel alımı standardı ile de hedefe ulaşamadığı görülmektedir. Bu gün ülkemizin birçok ilçesinde kütüphaneci bulunmamaktadır.

Ülkemizdeki uygulamalara bakıldığında, Bilgi –Belge Yöneticileri ve uzmanlarının gerek istihdam edilmelerindeki yaşanan sıkıntılar gerekse bilgi merkezlerindeki alt yapı sorunlarının çözülmemiş olması ülkemizin kültür politikalarını da olumsuz etkilemektedir.

Kütüphanelerin geliştirilmesi için “Kütüphaneler Yasası”nın mutlaka ve geciktirilmeksizin çıkarılması gerekmektedir.

Maliye Bakanlığı daha önce olumlu görüş vermesine rağmen, bir soru önergesine verdiği yanıtta bu meslek için” mesleki teknik eğitim” almamışlardır diyerek kurumların kafasını karıştırmakta, adeta yürütmenin başıymış gibi davranmaktadır. YÖK’ün görev alanına giren bir konuda kendi görüşünü dayatmaktadır. Kaldı ki Danıştay içtihatlarıyla görüleceği üzere üniversite mezunları için “mesleki teknik eğitim “şartı kaldırılmıştır.

10.01.2010 bakanlar kurulu kararı ile teknik hizmetler sınıfına geçirilen, 04.07.2011 tarihli Kanun Hükmünde Kararname ile de kanun niteliği kazandırılarak kadro ihdasları teknik hizmetler sınıfına yapılan Kütüphaneciler emsal unvanlar ile (arkeolog, istatistikçi vb.)657’de aynı grupta değerlendirilmelidir.

Yıllar boyunca yoğun toza maruz kalarak çalışan, astım vb. hastalıklara yakalanma riski olan kütüphane çalışanlarına iş riski tazminatı verilmelidir.

Okunma 640 defa