Çarşamba, 26 Şubat 2014 13:17

YEREL YÖNETİMLER ve SANAT SEMPOZYUMU'DA İŞ YERİ TEMSİLCİMİZ TUNA SAGAY'IN KONUŞMASI

Yazan 
Öğeyi Oyla
(0 oy)

Öncelikle herkesi saygıyla selamlıyorum.
Nitelikli sanatsal faaliyetlerinin toplumun tüm üyeleri tarafından ulaşılabilir olması gerekiyor. Elbette sanatın devlet tarafından desteklenmesi özerkliğinin korunması gerekiyor. Ancak diğer yandan sanatın ulaşılabilir olası için ise yerel yönetimlerin mutlaka sanatsal faaliyetlerde aktif olması gerekiyor. Buda yine yerelde sanatın yaşaması ve sürdürülmesini mümkün kılacak yapılarla olabilir. Elbette burada elzem olan yine sanatın özerkliğidir. Sanat siyasi amaçlara alet edilmemelidir.
TÜSAK tasarısı hem mali olarak hem idari olarak hem de oto sansürün derinleştirilmesi bakımından tam bir sansürü hedefliyor. Sendikamız ve üyelerimiz tarafından da yoğun olarak eleştirilen Tasarı idari bakımdan siyasi iktidarın tam kontrolünü öngörüyor.
Tasarı mali olarak desteklenecek sanat faaliyetlerinin denetimini amaçlıyor. Siyasi iktidarın manipülasyonuyla oluşturulacak bir konsey tarafından tamamen güdümlü bir yapı amaçlanırken egemenler tarafından sanatın biçim ve içerik bakımından tam kontrolü hedefleniyor. Diğer yandan sanatı piyasaya açmayı hedefleyen tasarı özel sanat kurumlarını talep üzerine sanat üreten ticari kurumlar haline getirmeyi hedefliyor. Sanat kurumlarının siyasi otoriteye bağlayan bu tasarı ile siyasi iktidarın tam denetimine sokma planlanıyor. Sanat özgür ve özerk olması gereken ve devlet tarafından sübvanse edilmesi gereken bir alandır. Sanatsal yaratıcılığın açığa çıkabilmesi için özerklik olmazsa olmazdır. TÜSAK tasarısında öngörülen 11 kişilik Sanat Kurulu doğrudan doğruya Bakanlar Kurulu tarafından atanması bizim açımızdan asla kabul edilemez. TÜSAK sanatı ve sanat kurumlarını zaten var olan siyasi denetim ve baskıyı artıracak bir taslaktır. Ayrıca taslak sanatsal faaliyetlerin desteklenmesi ve teşvik edilmesini siyasi olarak belirlenmiş bu kurulun insafına terk ediyor. Siyasi otoritenin belirlediği sanat kurulu yine siyasi iradeden bağımsız düşünülemez. Sanatın tasarıyla ticarileştirilerek devletin bu alandaki faaliyetine son verilecek. Sanatsal faaliyetler tamamen ticari kaygılarla kurulmuş özel sanat kurumlarına terk edilerek sipariş üzerine sanat üretimi dönemi başlayacak. Sanat eserlerine halkın erişimi giderek zorlaşacak ve lüks olacak. Sanat sanatsal kaygılardan ziyade Sanat Kurulu’ndan geçmesi ve siparişin temin edilmesi kaygısıyla üretilecek. Yandaş sanat kurumları türeyecek ve ihale usulü ile alınan sanat eserleri ile bu yandaş kurumlar palazlandırılacak. TÜSAK hazırlanış şekliyle de şaibeli bir tasarıdır ve meşruluğu bulunmamaktadır. Tasarı kamuoyundan ve sendikamız Kültür Sanat Sen ile sanat alanında faaliyette bulunan kurum ve kuruluşlardan gizli olarak hazırlanmıştır. Kamuoyunca yeterince tartışılmadan adeta dayatma şeklinde hazırlanan varlığı bile kabul edilmeyen tasarı internet sitelerinde dolaşmaktadır. Bu şekilde hazırlanan bir yasa tasarısının bir meşruiyeti olamaz. TÜSAK tasarısı devletin sanattan elini çekmesini öngören bir tasarıdır. Dolayısıyla bu tasarının yasalaşması halinde başta mevcut sanat kurumlarındaki idari kadro olmak üzere kültür ve sanat emekçilerinin durumları belirsiz durumdadır. TÜSAK taslağı ile beraber mevcut kadrolar iptal edilecek ve 700 civarında kadro ataması yapılacaktır. Böylece kadroların bu şekilde devredilmesi durumunda çalışanlar mağdur olacaktır. Gerek Devlet Tiyatrolarında gerek Devlet Opera ve Balesi genel müdürlüklerinde yıllardır çalışan sanatsal bilgi ve tecrübeye sahip sanatçıların bu birikiminden bir çırpıda vazgeçilmesi yine kabul edilemez. TÜSAK yasa tasarısı İngiltere Sanat Konseyi uygulamasının çok kötü bir taklidi olacak şekilde ele alınmış bir tasarıdır. Binlerce yıllık İngiliz sanat anlayışı ve kültürünün sadece Konseyinin taklit edilmesi ancak yine köklü kurum ve kuruluşlarının görmezden gelinmesi sanat alanına nasıl şekilci yaklaşıldığını gösteriyor. Bölge sanat konseylerinin belirleyici olduğu İngiltere’de Sanat Konseyi yılda sadece bir kez toplanarak strateji belirleyen bir konsey iken TÜSAK’ta ise11 kişilik devamlı mesai yapan bir kurul öngörülüyor. Bu kurul desteklenecek sanat faaliyetlerinden satın alınacak eserlere kadar, hemen her şeyin karar vericisi konumunda olması planlanıyor. Ve yine İngiltere Sanat Konseyi’nde personelle sanat kuruluşları arasında imzalanan sözleşmelerin içeriği ilgili sendika ile sanat kuruluşları arasında yapılan görüşmeler sonucunda önceden belirleniyor. Oysa bu durum TÜSAK tasarısında belirleyici olan tamamen Bakanlar Kurulu tarafından atanan Sanat Kurulu olarak öngörülüyor. Sözleşmeli sanatkârlar da TÜSAK Yasalaştığı takdirde memur yapılarak verimsizleşmesi öngörülüyor. Sanat tamamen siyasileştirilerek sansür olağanlaştırılırken sanat borsası yaratılarak ta sanatın ticarileşmesinin kapıları ardına kadar aralanıyor. Sanatın bu şekilde halktan koparılarak rant kapısı haline getirilmesine Kültür Sanat Sen olarak karşıyız. Sanat kurumlarının kapatılması sonrasında sanat alanında çalışacak kültür ve sanat emekçileri tamamen piyasanın insafına terk ediliyor. Özel sanat şirketlerinin güvencesiz, esnek, sendikasız ve kuralsız çalışma koşullarına terk ediliyor. Zaten uygulamada yaşanan taşeronlaştırma daha da derinleştiriliyor.

 

Okunma 1058 defa Son Düzenlenme Çarşamba, 26 Şubat 2014 13:23